Roma, tıpkı eski sevgilisini bekleyen olgun bir kadın gibi, marmara kıyılarından gelecek fatihini bekliyor. Kılıca değil, büyüleyici sözlere teslim olacak Roma, evet kollarını sevda sözlerine açacak...
Mâni bu kitabına sadece "resim" demiş, içinde bütün inançlarını kelimelere başvurmadan, seri resimlerle anlatmıştır. Dil engelini aşarak bütün insanlara seslenmenin daha iyi bir yolu olabilir miydi?
Övgü toplamak için kendini bir şeylerden mahrum eden övgüye layık değildir, öylesi en sefih insandan daha kibirlidir. Bilgeler sadece kendilerine yaklaşmak için oruç tutar, kendilerinden baska yargıçları, tanıkları yoktur. Nefsini terbiye edeceksen, cemaat böyle istiyor diye ya da cezadan korktuğun için, hatta baska bir dünyada işine yarar diye yapma. Bunlar iğrenç hesaplar..
Aynı anda hem rahman, hem de kadîr-i mutlak nasıl olabilir? Cuzzamı ve savaşı da o mu yarattı? Çocukları öldüren, masumlara eziyet eden de o mu? Karanlıkları ve karanlığın efendisini de o mu yarattı? Şeytanın varolmasına ses çıkartmadı mı? Bir hareketiyle onu yok edebilecek olsa niye yapmasın bunu? Karanlığı yok etmek istemiyorsa rahman ve rahim değil demektir; yok istiyor da yapamıyorsa, o zaman kadîr-i mutlak değildir.