Testler tamamlandığında, doğru genleri taşıyan embriyolar meyve seçer gibi seçilerek rahme yerleştirilir. Aynı teknik birkaç değişiklikle kadın yumurtalarında bile kullanılabilir; yumurtalar döllenmeden önce genetik testten geçirilebilir. Buna "implantasyon öncesi genetik tanı" denir. Ahlaki açıdan, bu teknik iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak gibi imkânsız görünen bir işi başarır. " Doğru" enbriyoyu rahme yetiştirip diğerlerini öldürmeden dondurarak saklarsınız, ceninleri kürtaja başvurmadan seçebilirsiniz. Böylece pozitif ve negatif ıslahı bir arada, hem de cenini öldürmeye gerek kalmadan gerçekleştirebilirsiniz.
Belli koşullarda hastalığa neden olan genler, başka koşullarda çok işlevsel yaratıcılığa sebebiyet veriyor olabilirler. Ressam Edvard Munch'ün ifadesiyle, " Benim sorunlarım da benim ve sanatımın birer parçası. Benden ayırt edilemezler. Tedavileri de sanatımı mahveder. Acılarımı korumayı tercih ederim." Bu "acıların" 20. yüzyıl sanatının en ikonik resimlerinin birini doğurduğunu unutmamak gerekir: İçinde yaşadığı psikotik çağa öyle bir batmış ki, tepki olarak ancak psikotik bir çığlık atabilen bir adam.
Mümkünatın sınırlarını yine doğa yasaları belirliyor elbet, ama hayat tüm kendine özgü çılgın garipliği içinde doğanın yasa kitabının satır aralarında serpilmeyi sürdürüyor.