Münevver

Münevver
@Laviniacoco
Instagram : laviniacoco_
Kimya Mühendisliği
Hacettepe Üniversitesi
İzmir
48 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
10/10
·272 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 17:37
Benim gibi Türk edebiyatı okumaktan çekiniyorsanız Sevgi Soysal ile tanışmaya hazır olun. 70'li yıllarda basılmış olmasına rağmen dönem romanı olarak adlandırabileceğimiz o eseri: Yenişehir'de bir öğle vakti Kitabı bitirdikten sonra yaptığım araştırmalarda bir makaleye ulaştım ve Sevgi Soysal ile ilgili yazan küçük bir kısmı aktarmak istiyorum: Anlatmak istediklerini içinden geldiği gibi yazıya dökmüştür. Adnan Binyazar’la yaptığı bir söyleyişi de bu konuyla ilgili şöyle söyler: “Yazdığım hiçbir hikâyeyi sonradan düzeltmedim. Elbette yazarlıkta geçerli bir yol değil bu. Ama art arda, hatta sonradan hatırladığım bir yığın ayrıntıyı atlayarak, ön hazırlık yapmadan yazdım Tante Rosa’ları.” Kitabın o kadar sade ve saf oluşu aslında Sevgi Soysal'ın doğallığından geliyordu. Okuduğum incelemeler arasında ise beni en çok etkileyen dönemin önemli kadın yazarlarından Adalet Ağaoğlu'nun Sevgi Soysal hakkında yaptığı yorumumu idi. Aşağıda sizinle de paylaşıyorum. Adalet Ağaoğlu’nun 1984 yılında Sanat Olayı Dergisi’nin 21. sayısında anlattığı üzere, Sevgi,” Ankara’nın en şen ve en renkli yazarı”dır. Şöyle devam eder yazısına: “Tam tamına hayattaki bir modele bakarak romanlarına kişi seçenler varmış. Buna aklım yatmıyor. Ama böyle bir şey yapmaya kalksam, hayattan seçeceğim modellerden biri, belki de başlıcası Sevgi olurdu. Çok renkli, karmaşık; neşeli ve hüzünlü; şeytan ve melek; çocuk ve büyük; olgun ve çocuk; düşçü ve gerçekçi; gırgır ve ciddi; dürüst ve yalancı; çekinik ve dobra dobra; utangaç ve cesur; işte bütün bu karşıtlıkları kendinde toplayan birini seçeceksem, bildiklerim arasında ilk aklıma gelen Sevgi olurdu” der ve yazısını şöyle bitirir: ”Güçtür Sevgi’yi anlatmak, çok güç. Bir romanı yazmak bile, Sevgi’yi tam olduğu gibi anlatmaktan daha kolaymış gibi gelir
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,964 okunma
Reklam
Kralın Laneti
7/10
·192 syf.··
2026 10. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 15:58
Bazı kitaplar sürükler, bazıları ise insanın içine çöker. Kralın laneti ikinci türden. Okurken her sayfada rahatsız hissetmek istiyorsanız bu kitap tam size göre. Kapaktaki renkler bile masum değil.De Stijl sanat akımının kurucularından Hollandalı ressam Piet Mondrian'ın eserlerine gönderme gibi geldi. Neoplastisizmi benimseyen ressam eserlerinde beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah ve 3 ana rengi kullanır. Kapak görseli de ressamın eserlerine benziyor beyaz zemin hariç. Benim yorumuma göre kırmızı, Joseph'i temsil ediyor. Dışarıdan sakin görünse de içinde çatışmalar var. Sanki kırmızı onun duygusal patlamasını gösteriyor. Siyah, Abel'i temsil ediyor. Görselde siyah çizgi dağınık ve kırmızın içine doğru nufüz etmiş şekilde. Bu da Abel'in etkisi işe Joseph'in karanlık yüzünü ortaya çıkarıyor. Karanlığı,korkuyu, bilinmemezliği gösteriyor. Sarı, Dr.Ericsson'u aynı zamanda mantığı temsil ediyor. Olaylara karşı duygusal yaklaşmıyor, mantıklı bir duruş sergiliyor. Mavi, Diana'yı yani huzuru temsil ediyor. Kitapta da görüyoruz ki Diana hep güvenli liman. İnsani ve duygusal dengeyi temsil ediyor. Kapak o kadar zekice kurgulanmış ki romandaki psikolojik güç dengesini okuyucuya daha ilk başta belirtiyor. Rahatsızlık hissi yanı sıra Habil ve Kabil hikayesi okuyoruz sayfalarda. İnsanın içindeki kötülüğün dışarıdan değil, kendi doğasından kaynaklandığını görüyoruz. Ve sonuç olarak insan kendi zihninin kralın olduğunu sanır ama kendi karanlığı tarafından lanetlenir. Karakterlerin gerçek olduğunu düşünmüyorum. Sanki Joseph şizofreni ve hepsini kafasında kuruyor gibi. Kitapta bahsedilen doğa ve ormanın da aslında Joseph'in bilinçaltı olduğuna dair izlenimlerim oldu. Kısa ve sert etkili bir kitaptı. Okuyanları yorumlara beklerim
Kralın LanetiWill Heinrich · Jaguar Kitap · 20241,793 okunma