Ayça Sayyiğit Gör

9/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2017 30. kitabı
“Merhamet”in Gölgesinde Kadınlara Bakış Açımız Ve Tekerrür “Korkma. Yaptığım onca şeye rağmen kelimelerim seni incitmez. Arada bir ağlayarak ve tırnaklarımı etime geçirip kendimi kanatarak da olsa, bundan sonra karanlıkta ses çıkarmadan yatacağıma söz veriyorum (S.7)” bu sözlerle başlıyor Toni Morrison kitabına. Bu sözler ilerleyen sayfalarda olacakların habercisidir. Yazarın, Nobel ve Pulitzer Ödülü olması ve kadınlar hakkında yaptığı çalışmalarla bilinse de burada bu ödülleri getiren ve tanınmasını sağlayan temel nedenin; evrensel konulara değinmesinin olduğu unutulmamalıdır. Yıllarca, başta Amerika olmak üzere ırkçılık rüzgârıyla kavrulan dünya -bugün hala tam olarak bu rüzgârdan kurtulamasa da- biraz daha insanların bazı şeylerin farkında olması, şüphesiz bu evrensel konuları yapıtlarında irdeleyen bu yazarlar sayesindedir. Yazar bu kitabında konuyu kadınlar üzerinde işliyor. Bu kadınların ortak özellikleri ise köle olmaları. Hepsi çeşitli nedenlerden ötürü birilerine satılmış kadınlardır. Hepsinin ayrı bir hikâyesi var, hepsinin ortak bir çatı altında farklı hayalleri var. Hepsi birilerine hizmet eder; Sorrow, Florens, Lina. Rebbaka her ne kadar köle diye satılsa da Jacob Vaark tarafından çok sevilir ve evin hanımı olur. Jacob bu kadınları çeşitli nedenlerden dolayı alsa da kendilerine oldukça iyi davranır. Bu üç kadın karakter zaman zaman birbirleriyle çatışsalar da çoğu zaman birbirlerini kollamaktadırlar. Yazar üç kadının hikayeleri üzerinde bir döneme ve topluma ayna tutar. “Kanunlar, mahkemeler ve ticaret bu rahiplerin ve on yaşındaki zencilerin çektiği arabalara binen topuklu ayakkabılı şık elbiseli kadınların kontörlündeydi. (S.19)”, “D’Ortegalar yerçekiminden, sorumluluktan, bu yabani duyguların kendilerine sunduğu şeylerden bahsettiler; dünyanın
Hukuk
MerhametToni Morrison · Sel Yayıncılık · 2015676 okunma