... bir kimse, zihni karışık ve dalgınsa, matematiğe yoğunlaşsın, zira matematik kanıtlamalarında zihin biraz dalarsa, yeniden başlamak zorunda kalır. Kişinin zihni, unsurları ayırmaya ve ayrımları deşmeye uygun değilse, skolastikleri kendine örnek alsın, zira onlar kimyonu kırk yaranlardır.
Kişinin zihni konudan konuya geçmekte yavaş kalıyorsa, başkakarının bir hususu kanıtlayışını ve aydınlatışını kavramayı ya da doğru değerlendirmeyi bilmiyorsa, hukukçuların davalarına katılsın. Bu yolla her bir zihin ilimden kendi hastalığına uygun bir ilaç bulabilir.
Okuma, insanı olgun ve tam teşekküllü, tartışma ve konuşmalar ise kıvrak zekalı ve hazırcevap kılar; yazma ve bilgilerin derlenmesi okunanları zihne kazır ve derinlemesine yerleştirir. Dolayısıyla insan eğer not almaya üşenen ya da müşkülpelesent biriyse, iyi bir hafızaya ihtiyaç duyar; konuşmalara pek katılmayan biriyse, kıvrak zekalı olmaya gerek duyar; ketum diye adı çıkmışsa, ihtiyacı olan sadece şudur: Sayesinde bilmediklerini de biliyormuş gibi görüneceği bir ustalıktan yararlanmak. Tarih okumak insanı bilge, şiir okumak zeki, matematik ilmini okumak ise ağırbaşlı kılar; doğa felsefesi yargıyı derinleştirir, ahlak felsefesi ise davranışlara ağırlık katar; diyalektik ve retorik dikbaşlılık ve tartışmada kıvraklık kazandırır.