Vabeste

Olanların sebebinin içimdeki şeytan olduğunu söylüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.
Reklam
İnsan hangi yaşta ve zamanda olursa olsun ve her ne sıfat ve halde bulunursa bulunsun, lazım gelen vasıtalara teşebbüs ederek, mizac ve huylarını yatıştırmaya, sükunet kazandırmaya ve düzeltmeye çalışmalıdır. İnsan tavırlarını ve huylarını öyle bir düzen üzere bulundurmalıdır ki, kimse kendi beraberliğinden ve birlikte yaşamasından korkmasın ve çekinmesin veya herhangi bir şekilde hoşnutsuzluğa sebep olmasın.
Gelin iğnelemekten, incitmekten, yalan konuşmaktan, alay etmekten, gıybetten, boş konuşmaktan, küfürlü konuşmalardan, iftiradan, bedduadan, söz taşımaktan vazgeçelim. Baki dostluklar istiyorsak dilimiz ile birilerini arılar gibi sokmayı bırakalım. Hepimiz insanız ve hepimiz tekamül yolcusuyuz. Yaşadıklarımız yaptıklarımız nedeniyle olduğuna göre neden bana böyle yaptı demek yerine böyle davranılmayı hak edecek ne yaptım sorusunun cevabını bulalım.
Bir insanın hiçbir iş yapmaksızın boşu boşuna oturması veya dinini ya da dünyasını ilgilendirmeyen işlerle meşgul olması düşünce sakatlığına, akıl zayıflığına ve gafletin insanı esir almasına işarettir, der İsmail Hakkı Bursevi.