"Şi'râ", bazı Cahiliye Araplarının taptığı yıldız, samanyolunun en parlak yıldızıdır.
“O, Şi'râ'nın Rabbidir” ifadesiyle, Allah'ın, evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır.
Şi'râ, bazı Arap kabilelerinin şans kaynağı saydıkları, bahtlarını kendisine bağladıkları ve bu sebeple taptıkları en parlak yıldız olarak anlaşılmıştır.
Batı dillerinde yazılan meal ve tefsirlerde, Şi'râ karşılığında genellikle "Sirius" kelimesinin kullanılması da bu anlamdan hareketle yapılmış bir çeviridir. (Mesela bk. Arthur J. Arberry, The Koran, s. 552; Hamidullah, Le Saint Coran, s. 528)
Sirius, dilimizde Akyıldız veya Şi’rayıyemani olarak bilinen ve Büyükköpek takım yıldızı içinde yer alan en parlak yıldızın adıdır.
Öyle anlaşılıyor ki, ayette Yüce Allah'ın Şi'râ'nın da Rabbi olduğu belirtilerek, bir tür şirk olan bu gibi telakkilerin temelden yıkılması hedeflenmektedir.
Bu kısa bilgiden sonra konunun detayına gelince:
Sözlükte “saç” anlamındaki şa‘r kökünden türetilir ve “parlak bir yıldız” diye tanımlanır.
Arap dilcilerinin Şi‘râyı “saçlı” manasında Arapça asıllı bir kelime kabul etmelerine rağmen şarkiyatçılar, kelimenin Grekçe’deki sirius isminin Arapçalaşmış şekli olabileceği görüşündedir (Horovitz, s. 119; Jeffery, s. 186).
Kur'an-ı Kerîm’de cins ismi olarak necm ve kevkeb kelimeleriyle yıldızlara işaret edilmiş, sadece Şi‘râ özel ismiyle anılmıştır. (Necm 53/49) Sahih hadis kaynaklarında bu isme rastlanmamaktadır.
Gerek sözlüklerde gerekse tefsirlerde Şi‘rânın bir adının da mirzem olduğu, Cevzâ’dan (İkizler burcu) sonra doğduğu ve doğuşu sırasında yüksek bir hararet taşıdığı belirtilir.
Bazı Araplar Şi‘râ kelimesinden büyükköpek takım yıldızını, bazıları da Cevzâ burcunda yer alan mirzemi anlardı. Aslında Şi‘râ bir çift yıldız olup bunlardan güneye düşene