Reşat Nuri Güntekin okumak bana hep bir soluk gibi gelir nitekim bu kitapta da aynı hissiyatı sonuna kadar hissettim.
Ah Zehra... O kadar çok şey varki hayatın senden çaldığı. İnsan kendi ailesini elbette seçemez fakat içinde yaşadığı olayların farkına da mı varamaz. Zehra'nın bunu fark edebileceği bir vakti bile olamamıştı.. Çok küçük yaşta baba nefreti ile büyümeye itilmişti. Babasına duyduğu kin ve öfke ile başlıyor kitap.. Sonunda ise geri dönülemez pişmanlıklar ile bitiyor. Yalnızlığını, çektiği zorlukları ideallerinden vazgeçmeyecek üstesinden gelen Mürşit Efendi bir evlilik ile tepetaklak oluyor ama fark etmesi uzun zaman alıyor. Sonrasında geri dönülmez yollarda savruluyor. Her sayfada boğazımdaki yumruk gittikçe büyüdü büyüdü... Zehra'nın çok geç öğrendiği acıma duygusu, benim için sayfalara sığamadı.
Üstüne sayfalarca konuşabileceğim bu eseri şiddetle tavsiye edebilirim. İnsanın kendi hayatındaki sorgulamalarına belki bir şekil verebilir.. Belki de hayat sadece bir kişinin bakış açısından değil, hayatın gerçek yüzü irdelenerek anlaşılınca değer kazanır..