Mümtqz için kadın güzelliğinin iki büyük şartı vardı.Biri İstanbullu olmak,diğeri Boğaz'da yetişmek. Üçüncü ve en büyük şartının tıpkı tıpkısına Nuran'a benzemek,Türkçeyi onun gibi teganni edercesine konuşmak,karşısındakine onun gözlerinin ısrarıyle bakmak,kendisin hitap edildiği zaman kumral başını onun gibi sallayarak konuşana dönmek,elleriyl aynı jestleri yapmak,konuşurken bir müddet sonra kendi cesaretine şaşırarak öyle kızarma,hiçbir özentisiz,telaşsız,büyük ve geniş,suları,dibi görünecekkadar berrak,bir nehir gibi hayatın ortasında hep kendi kendisi olarak sakin,besleyici akmak olduğunu o gün değilse bile,o haftalar içinde öğrendi.
O gün, onu hısım,akraba hep birden bir eski camiin avlusundaki küçük bir mezarlığa götürmüşler,orada henüz düzeltilmiş,bir toprak yığınını göstererek,annen burada yatıyor,demişlerdi. Fakat Mümtaz bu mezarı bir türlü benimsememişti.O,zihninde annesini babasının yanına gömdü.