Kendilerini bizim yerimize koysalar, tüm o acıları çekerken dayanabildiğimiz yere kadar dayanıp , belki biri faydalı bir şey söyler diye dikkat kesildiğimizde, karşılığında hep aynı ya tavsiyelerin,teskin edici sözlerin tekrarlandığını, nasıl utanç içinde yüzüstü bırakıldığımızı görecekler. Sadece bugünü düşündüğümüz sanılmasın. Uzaklardaki dağları parmakla gösterip,” oraya çık da bir bak, her şey daha net görünecek ” dediklerinde eminiz doğru söylüyorlar ,bundan şüphemiz yok ama bu korkunç karın ağrısına rağmen ,ağrıyı görmezden gelenlerin,” hadi ,hadi ,az kaldı şu dağın tepesine çık tamam” dan başka bir sözlerini işitmiyoruz .
Aynadan yansıyan yüzüm şaşırtıcı derecede canlıydı .Bana yabancıydı. Benim üzüntülerim , acılarım, buna benzer hislerimle en ufak ilgisi olmadan kendine ait bir hayatı yaşıyordu .
Okulda verilen ahlaki egitimle, dünyanın kuralları arasında bir uçurum oldugunu büyüdükçe daha iyi anladım. Okulda ögretilen ahlaki degerlere sıkı sıkıya bağlı kalan biri alay konusu olur. Antika diye isim takarlar.