Fakat sıkıntı ve acı insanı hayatta tutan şeylerdi aslında. Daha doğrusu, sıkıntı ve acıdan uzak durma çabamız bizi hayatta tutuyordu. 24 saat çabalamayı gerektiren çok zor bir işti bu. Hatta uyurken bile sizi rahat bırakmayan bir uğraş.
Neydi bütün bunların anlamı ? Yaşamımız boyunca beş kuruşsuz sürünüp, birgün yine beş kuruşsuz geberip gidiyorduk. Hayat, insanı yıpratan bir oyundu. Sabah uyanıp ayağa kalkabilmek bile bir tür başarı sayılmalıydı bu hayat koşullarında.
İnsan ölmek için dünyaya geliyordu. Bunun anlamı neydi ? Hayatımız oraya buraya takılarak ve bekleyerek geçiyordu. Bizi bir yerlere götürecek treni bekleyerek.