Kısaca: Önerilmeyecek bir kitap olarak görmüyorum. Hatta herkesin en az bir kere okuması gerek. Sistemin acı bir kısır döngüde olduğu gerçeğini ve iğrençliğini gözümüze sokmasıyla gayet yeterli.
Uzunca (ve çoğunlukla benim düşüncelerim):
Karamsar kitaplara direkt faydasız hatta zararlı demenin bir anlamı yok. İnsanların, hayatın kötü taraflarını görmesi, bardağın yarısının boş olduğunu bilmesi gerekiyor.
Din ve fakirlerin üremesi hakkındaki fikirlerine kısmen katılıyorum.
Ama kitabın büyük bir kısmıyla da zıt düşünüyorum. Bana kalırsa kitap, ölüme fazla değer veriyor. Ee bunun aynısını dinler de yapıyor zaten. İki ayrı uca bir örnek.
- Dinler, insana o kadar çok değer verir ki ölümden sonra yaşamaya devam edeceğini vaat eder. Bu da ölümü aşırı önemseme, -çoğu dindar insan ölümden korksa bile- ölümün iyi olduğu vaadi vardır.
- Bu kitapta da insan, iğrenç ve rezil bir varlık olduğu için ölüm çok önemli bir iş gibi sunulmuş. "Ölümden sonra her şey düzelecektir" demese bile, "şu an olduğumuz rezil durumu" sonlandıracağı yazıldığı için övülmüş sayılır.
Benim fikrimce ölüm de yaşam kadar anlamsız ve saçmadır.
İnsanların bu kadar ciddiye alınacak bir yönü yok. Doğayı mahvetmemize çok kızmış yazar. Bir bakıma haklı da ama sonuçta insan dediğimiz şey de doğanın bir parçası. Neden farkındalık sahibi olduğumuz için suçluyuz? İnsan, üzerinde kıyafetler olan bir maymundur. Gerçekten bu sistemin oluşmasının arkasında yüce bir güç değiliz. Doğanın gerektirdiği gibi davranan böcek sürüsüyüz belki de. Ne fark eder? Ölsek yerimizi başka bir canlı doldurur. Doğa acımasızdır ve en çok adapte olanı üste çıkartır. Biz sadece doğaya adapte olmaya çalışan aciz varlıklarız.
Dünyada yaşama ne kadar uzaktan bakarsanız o kadar geneli görürsünüz ve geneli gördükçe de tiksinirsiniz tabii. Yazar