Strasbourg'un yüksek rütbeli papazlarının tanrısı acımasız bir alacaklıdır, günü geldiğinde günahları ve buranın halkının asla görmeyeceği bir bazilikanın inşasına yönelik vergiyi değerlendirecektir.
"Cehennem muafiyeti peşin ödemeye tabidir. Cennet satın alınır ama pahalıya mal olur!"
Keşişlerin, rahibelerin, manastır hizmeti gören frerlerin, çoba kılığına girmiş o doymak bilmez kurtların söylediği budur işte. Namuslarına gelince, hurdaya çıkmıştır, tomurcuklandığına pek ender rastlanır.
“Her şeyin başı sonu olan Tanrı insanların her biri için neyin uygun olduğunu bilir. Eğer uygun görseydi hep kokulu güller yaratırdı ama araya devedikenlerini karıştırmayı tercih etti ki adaletinin ağırlığı hissedilsin. Sefalete gelince, Tanrı'nın bir lütfudur o."
“Yoksul halkmış... Kasaba gönderilecek beygire nal çakmaya kalkışmayacağız herhalde. Tanrı ne verdiyse onunla yetinsinler. Dans günahla birlikte doğmuştur. Hiç kuşku yok ki şeytandan çıkmadır."
“Belki de bir halk, daha önce hiç görülmedik berbat maddi koşullara ve şu sıralarda Strasbourgluların yaşadığı türden kaygılara göğüs germek zorunda kalınca başına bunlar geliyordur," diyor. '
“Bilginleri gereksiz, tehlikeli araştırmalar yapmaya, sadece Tanrı'ya ait alanları araştırmak istemeye iten marazi bir meraktır. Her türlü bilginin iyi olduğunu söyleyen Aristoteles 'in görüşüne itirazım var. Kavramayı istemek Tanrı 'nın alanına küfür niteliğinde bir saldırıdır!"