“Hayattan nefret etmek için yeterince sebebim var. Elbette bir başkası bunun aksine, hayatın çok güzel ve yaşanmaya değer olduğuna inanabilir. Bu noktada kimseye bir şey söylemeye hakkım olmaz çünkü iki farklı inanış ve iki farklı ahlâki çerçeve söz konusudur. Ancak aynı insan, her fırsatını bulduğunda o hayatın gerçeklerinden uzaklaşmaya çalışıyorsa işte o zaman iki yüzlülük yapmaya başlıyor demektir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocuk yedi sekiz yaşına kadar ben-merkezli (egocentric) bir algılama ve düşünme mekanizmasına sahiptir; çevresinde olup biten her şeyin kendisi için olduğunu ya da kendisinin bu olaylara neden olduğunu düşünür. Değişik nedenlerden ana ya da babasından ayrılan çocuk kendini terk edilmiş hisseder, daha da kötüsü, iyi bir çocuk olsaydı ana ya da babasının gitmeyeceğini, gittiklerine göre demek ki kendinin temelde kötü bir yaratık olduğuna inanır.