Karşındakinin söylemek istediği bir düşüncesi olmadığında onunla sohbet etmeye çalışmak, uçsuz bucaksız, kızgın çölün ortasında dikilip etrafa kepçeyle su saçmaya benzer.
Öğle uykumun ardından zihnim bulanmış gibiydi, aval aval etrafa bakıyordum. Masa çekmecesine tıkıştırılmış eski bir yün yumağı gibi hissediyordum kendimi. Kim onu oraya tıkıştırmıştı acaba? Yün yumağı yüzünden çekmece kapanmıyordu.