Aristoteles 335'te Atina'da kendi okulunu yani Lise'yi kurdu. Bu okul, bir sistematik araştırma merkezi olması bakımından
Akademi'yi çok aşıyordu. Aristoteles
derslerini öğrencileriyle birlikte yürüyerek verirdi. Bu yüzden Lise'nin öğrencilerine
"gezginler"( peripatetikler ) dendi.
Öyleyse bilgi, bütünsel bir duyunun
(yani ruh ya da zihnin) rehberliğinde, algılayanla algılanan arasındaki bir etkileşimdi. Kimlik, farklılık, varoluş ve sayı gibi şeyleri kavrayan ruhtu.
"Çok daha önce Platon dünyayı filozofların yönetmesinin iyi olacağını
söylemişti. Oysa kimi filozoflara göre felsefe hiçbir şeyin anlamının
olmadığını öğretir -bu durumda yönetmek epey güç bir iş olmalı..."