"Acı çeksem de daha çok yaşamalıyım. Yaşamımda direnç denen şey yoktu, onu yitirmiştim. Ancak dirençsiz bir yaşam zamanla gevşeyip çözülüyordu. Gün geçtikçe arzularımı yitirdiğimi fark ettim, artık hiçbir şeye istek duymuyordum, duygularım sanki donmuştu."
"O günlerde hep şu duygularla yaşıyordum: İstemeyi istiyordum. Hiç hoşnut olmayan biri gibi daha çok, daha güçlü, azgınca, hırs dolu istemeyi arzuluyordum."
Bu seriyi bu kadar geç okuduğum için gerçekten pişman olmaya başladım. Boşu boşuna bol aksiyonlu kitap aramak için uğraşmışım burnumun dibinde bir saniye bile nefes aldırmayan bir seri varmış meğer
Sıradaki masalımız, Rapunzel. Bildiğimiz bu masalların böyle mükemmel uyarlanması gerçekten beni mest ediyor. Bu kitapta Rapunzel’i -Cress’i- bir kuleden değil, uzay boşluğundaki bir uydudan kurtarıyorlar ve macera kaldığı yerden son gaz devam ediyor.
1 saniye bile yerlerinde durmadılar ya kitapta inanabiliyor musunuz? Sanki onlarla o kadar macerayı yaşayıp ordan oraya koşturmuşum gibi yoruldum kitabı okurken. Karakterlerin her birinin başına ayrı olayların gelmesiyle sürekli kendimi ‘ağağağa yine mi ya’ derken buluyordum. Spoiler vermemek için çok konusundan bahsedemiyorum ama Cinder bu kitapta gücünün farkına varıp geliştiriyor.
Ayrıca önceki kitapta daha geri planda kalan Thorne bu kitapta iyice sahneye çıkıyor. Canım Thorne <3 Kitabın bütün espri ihtiyacın Thorne ve Iko karşılıyor. O kadar eğlenceli karakterler ki onları okumaktan aşırı zevk alıyorum fkjdslfdsş