Türk Edebiyatımızın dev çınarlarından: Kemalettin Tuğcu...
Öncelikle büyük-küçük tüm okurlarına Kemalettin Tuğcu'nun eserlerinden önce onun hayatını okumalarını tavsiye ederim. İki yüzden fazla romana imza atmış olan Tuğcu, ayaklarındaki rahatsızlıktan dolayı uzun yıllar normal çocuklar gibi bir eğitim alamadı ve kendi kendisinin öğretmeni oldu, yazılar yazarak üslubunu geliştirdi. Tuğcu'nun "Çocukluk Arkadaşım" eserini, hâlâ devam ettiğim lisans eğitimimde ileride alacağım Çocuk Edebiyatı dersi için hazırlık mahiyetinde aldım ve çok kısa sürede sayfalar eriyiverdi. Kitaptaki anlatım, üslup ve betimlemeler gayet doğal. Zengin kız-fakir oğlan teması altında çocukluk aşkının, çiftler birbirlerine sadâkatle bağlı kalmadıkları zaman sadece küçük bir hevesten ibâret olduğu anlatılıyor. Adnan, ortaokul yıllarında tanıştığı ve aşık olduğu Perihan'a onun hak ettiği bir hayat yaşatabilmek için Tıp Fakültesi'ni kazanarak hekim olacağına dair söz verir ve canla başla çalışır. Hatta derslerinde Perihan'a da yardımcı olur ve ona ders vermek için gittiği evlerindeki ihtişam, gösteriş onu boğar. Zenginlik onun için para değildir. İnsanın ruhen zengin olması gerektiğini düşünür. Fakat yıllar geçer ve bu düşüncesinin yerini ben neden zengin değilim düşüncesi alır. Fakat fedâkar bir babanın, her zaman arkasında olan bir annenin ve kendisiyle dertleşebileceği bir kız kardeşinin olmasının kendisi için en büyük servet olduğunu hiç aklından çıkartmaz. Yıllar geçer ve mahallenin serseri oğlanı kendisinin de eski arkadaşı olan Rasim yaşadığı hapis hayatından sonra Adnan'ın eski sınıf arkadaşı Cemile ile evlenir ve kızın hayatını karartır. Bu arada Perihan'ın babası kızının sınıfını Adnan 'dan uzaklaşması için değiştirir. Artık eskisi gibi görüşemezler. Buna rağmen Perihan Adnan'a onu