Lennie

Lennie
@LenGeoStein
İyi dostlar biriktirdim, hepsi raflarımda... << فرقان >>
Öğrenci
Lisans
28 Aralık
11 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk arasında yaşanan bir hadiseden sonra Enver Paşa: ....."Eğer gözün bu makamda ise sen geç de otur!" deyince Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa'nın sözlerine şu karşılığı vermiş: "Makamınızda gözüm yoktur. Ve o makamı kendime çok küçük görürüm. Benim düşüncem ve isteğim çok büyüktür. Eğer makamınızda gözüm olsaydı çoktan orasını işgâl ederdim."
Sayfa 57 - Alaca Yayınları
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Geçmiş olsun ekselans!
Yugoslavya Kralı Alexander, İstanbul'a gelmişti. Dolmabahçe'de onuruna yemek veriliyordu. Kral sohbetin samimiyetiyle açıkladı: "Aslında İngiliz hükümeti, İzmir'e asker çıkarmak için Yunanlardan önce bizi öne sürmek istemişlerdi, ben kabul etmedim." dedi. Mustafa Kemal gülümsedi. "O halde size ve milletinize geçmiş olsun ekselans." dedi!
Sayfa 305
Tarih
LOZAN'I ANLAMAK İÇİN SEVR'İ HATIRLAMAK GEREKİR
..... Lozan Barış masasında ele alınan meseleler yalnız üç dört yıllık yeni devreye bağlı kalmıyordu. Yüzyıllık hesaplar görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık, ve bu kadar kirli hesapların içinden çıkmak, elbette, o kadar basit ve kolay olmayacaktı. Efendiler, bilindiği üzere, yeni Türk Devleti'nin yerini aldığı Osmanlı Devleti, "Uhud-ı Atıka'' (Eski Antlaşmalar) adı altında birtakım kapitülasyonların tutsağıydı. Hristiyan halkın birçok hakları ve ayrıcalıkları vardı. Osmanlı Devleti'nin, Osmanlı ülkesinde bulunan yabancıları yargılama hakkı yoktu. Kendi vatandaşlarından aldığı vergiyi, yabancılardan alması yasaktı. Devletin varlığını kemiren ve kendi sınırları içinde yaşayan azınlıklarla ilgili tedbirler alması mümkün değildi. Osmanlı Devleti'nin, kendisini kuran temel unsurun, Türk milletinin, insanca yaşamasını sağlayacak tedbirleri alması yasak edilmişti. Ülkeyi imar edemez, demiryolu yaptıramazdı. Hatta okul yaptırmakta bile serbest değildi. Bu gibi durumlarda yabancı devletler hemen engel olurlardı. Osmanlı hükümdarları ve çevresindeki yakınları debdebe ve gösteriş içinde yaşayabilmek için ülke ve milletin bütün servet kaynaklarını kuruttuktan başka, milletin her türlü gelirini karşılık göstererek, devletin haysiyet ve şerefini ayaklar altına almak suretiyle birçok dış borçlar yapmışlardı. O kadar ki devlet bu borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma gelmiş, dünya gözünde "müflis" sayılmıştı. - LOZAN'IN ÜLKEMİZİN TAPUSU OLDUĞUNU KABUL ETMEYENLER, EVET BİR TAPUDAN DAHA FAZLASIDIR LOZAN. TÜRK'ÜN "KURTULUŞ FERMANI"DIR ! -
Sayfa 486 - Berikan Yayınevi
Tarih
Atlayabilirseniz, atlayın...
O zamanki arkadaşlarından birinin anlattığına göre bir gün komşu çocukları birdirbir oynuyorlarmış. Kendisini de çağırmışlar: — Gel, sen de oyna, demişler. Mustafa: — Peki, demiş ve olduğu yerde ayakta durmuş. — Ama eğil ki atlayalım, demişler. Mustafa başını sallayarak: — Ben eğilmem. Üstümden böyle atlayabilirseniz, atlayın, diye cevap vermiş.
Sayfa 24 - Pozitif Yayınları
Tarih
-Mustafa Kemal ATATÜRK-
50. yıl dönümünde bir heyetle ziyaretine gittiğimiz Hitler, o delice gururlu Hitler demişti ki: — Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır. Onun ilk talebesi Mussolini'dir, ikinci talebesi benim! Falih Rıfkı ATAY
Sayfa 369 - Pozitif Yayınları
Tarih