" Kucağımdaki dal, dal olmaktan çıkmış; uzun, düzgün ve sağlam bir sopaya dönüşmüştü. Tepesi budaklı ve kalın olan bu sopa, aşağıya gittikçe inceliyor ve sivriliyordu. Onu kaldırıp diktiğimde benden bir karış uzun olduğunu gördüm; elimde döndürdüğümde ise pürüzsüz olduğunu fark ettim. Birden neler olduğunu anlamıştım. "
“Bu odada,“ diye devam ettim, “akla gelebilecek her tür kitap olmalı. Baktım her yer kitapla dolu olmalı. Böyle bir odada bulunmak, uçmak gibi bir şey. O sayfaların arasında istediğim yere uçardım.“
" ... Denize giden yolu da gayet iyi hatırlamam beni şaşırttı. Bu yolu yalnızca bir kez yürümüştüm ama düşlerimde buraya çok gelmiştim, o yüzden hiç unutmamış olmalıydım. ..."