LV Heroson

LV Heroson
@Leolipso
Bookworms will rule the world As soon as we finish one more chapter.
"Bir keresinde sakal bıraktığımı hayal etmiştim. Çok yaşlı, yüzlerce yaşında olan bir bilgenin bırakacağı türden uzun, kocaman bir sakal düşlemiştim. Ne sakal olurdu ama! Kıvır kıvır beyaz sakalım yüzümü bulutlar gibi tamamen örterdi. Hatta kuşlar bile yuva yapardı sakalıma. "
Sayfa 85 - Parodi Yayınları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
" ... Bu bir… evet, bir dakika… bu bir… birinin bir katile karşı uyarmak için diğerin arkasından koşması ve diğerinin de bizzat onu katil sanması, bu yüzden de kendi mahvoluşuna doğru koşmaya devam etmesi gibi bir şey... kadın sadece bendeki Amok koşucusunu görüyordu, onu küçük düşürmek için peşinden gelen birini, ama ben... işte o korkunç çelişki tam da burada yatıyordu… artık bunu hiç düşünmüyordum... çünkü zaten mahvolmuş biriydim, ben sadece yardım etmek istiyordum, ona hizmet etmek istiyordum… bir cinayet işleyebilirdim, bir suç işleyebilirdim ona yardım edebilmek için… Ama o, o bunu anlayamıyordu ... "
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"... eğer insan kendisine yardım edilmesini istiyorsa lafı dolandırmamalı, hiçbir şey saklamamalı… Hiçbir şekilde size hayali bir doktora anlatmayacam… Çırılçıplak soyunuyorum ve diyorum ki: Ben... bu kirli yalnızlık içinde utanmayı tamamen unuttum, insanın ruhunu parçalayan ve kemiklerinden iliğini emen bu lanet olası ülkede. "
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
" ... Nereye kadar yardım edelim ki?.. İşte siz, yabancı bir insan, ben de size yabancıyım ve ben sizden beni burada gördüğünüz konusunda suskun kalmanızı rica ediyorum… tamam, siz de suskun kalıyorsunuz, bu görevi yerine getiriyorsunuz… Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim... Beni dinlemeye hazırsınız… tamam… Ama bu çok kolay ki… Peki sizden beni tutup küpeşteden deniz atmanızı rica etsem… o zaman iyilikseverliğiniz, yardımseverliğiniz o noktada biter. Bir yerde biter işte… Kişinin kendi yaşamıyla, kendi sorumluluklarıyla karşı karşıya kaldığı yerde… bir yerlerde bitmek zorunda… bu görev bir yerlerde bitmek zorunda… ya da… acaba doktorların görevi bitemez mi? O bir kurtarıcı her an herkese yardıma hazır biri mi olmalı, sırf üzerinde Latince kelimeler olan bir diploması var diye? Gerçekten de kendi hayatını hiçe mi saymalı, kendi kanına su mu karıştırmalı, sırf biri… sırf biri gelip ondan asil davranmasını, yardımsever ve iyi olmasını istiyor diye? Evet, sorumluluğun da bir sınırı var… insanın artık daha fazlasını yapamadığı bir yer… "
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"...Gökyüzü pırıl pırıldı. İçinde bembeyaz uçuşan yıldızlara göre karanlıktı ama yinede pırıl pırıldı; sanki orada muazzam bir ışığı örtmekte olan kadife bir perde vardı, sanki parıldayan yıldızlar sadece o perdedeki delikler ve yırtıklardı, o anlatılmaz aydınlık da oralardan sızıp öyle parlıyordu. Gökyüzünü daha önce hiç o geceki gibi görmemiştim; öylesine parlak, öylesine çelik mavisi ve sertti, ama yine de kıvılcımlar saçıyor, ışıklar sızdırıyor, coşkuyla taşıyor, aydan ve yıldızlardan aşağıya akan ve bir yandan da için için yanan gizemli bir iç bölgeden geliyormuş gibi görünen ışıklarla kaynıyordu. Beyaz boyalar, geminin bütün kenar hatlarının kadife karanlığındaki denize karşı ışıl ışıl parlatıyor; halatlar, serenler, bütün ince çizgiler, bütün siluetler bu sel gibi akan parıltının içinde eriyip gidiyordu; direklerin tepesindeki ışıklar, gökyüzünün parlak yıldızları arasındaki bu dünyevi sarı yıldızlar, sanki boşlukta sallanıyorlar ve bunların üst tarafında, gözetleme yerine yuvarlak gözünden sarkıyorlardı. "
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları