Şiirleri Doğu ile Batı'nın bir uzlaşısı değil, çelişkisidir. Şiiri, "dramım, açmazım, kurtuluşum, batağım, sevgilim, gözaltım ve kendi kendimi hiçlemeyi bilişim" ya da "Güneşten yırtılan caz, kavaldan akan gökyüzü" gibi ifadelerle tanımlar.
Bizim topraklarımız, tarih boyunca mültecilerin sığındığı bir yer olmuştur. Macar bağımsızlık hareketinin önderi Ferenc Rakoçi'nin kuvvetleri de bize sığınmıştır, Büyük Petro'dan kaçanlar da. Bilinmektedir ki Kars ve Balıkesir civarında Rus köyleri vardır.
Şark'ın Garplılaşması, felsefe okuyarak olmaz. Şark'ta Garp zihniyetinin yerleşmesi romanla, sonra gazeteyle olur. Şark dünyası bu konuda Garp'a karşı panzehirini hazırlayamamıştır. Gönül isterdi ki Rus İmparatorluğu'nun XIX. yüzyılda başardığını İran ve Türkiye de başarabilsin ve bu ikisi daha sağlıklı bir Batılılaşma sürecini yaşayabilsin.
Karşımızda çok önemli bir mareşal vardır: Osmanlı ilerleyişi, Yavuz Sultan Selim gibi bir askerî dehanın, Rönesans tipi bir askerî teknolojinin ürünüdür. Bunu bilmek gerekiyor. Övünmek için söylemiyoruz, ama bu böyledir. Bu bir sanattır ve Osmanlı da bu sanatı bilmektedir.