Yaşar Kemal, bir röportajında bütün yazarların romanlarında -neredeyse- tek bir şehri merkeze aldığını söyler. Ardından ekler, "Dostoyevski'nin St. Petersburg'u, Tolstoy'un Moskova'sı, Balzac'ın Paris'i varsa, benim de Çukurovam var," der.
Böyle bir özgüven tahtların çökmesine neden olur. Manselina ağacının ya da bir ordunun gölgesinde uyumamak gerekir.
Manselina: Özellikle Antiller'de yetişen yaprakları ve meyveleri zehirli bir ağaç.
Sayfa 438 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Tanrı'ya şükür ki halklar kılıçların iç karartıcı serüvenlerinin dışında kalırlar. Almanya, İngiltere ya da Fransa bir kılıcın kınına sığmazlar. Waterloo'nun bir kılıç şakırtısından ibaret olduğu bu dönemde, Almanya'da Goethe Blücher'in üzerindedir ve İngiltere'de Wellington'ın üzerinde de Byron vardır. Fikirlerin engin doğuşu bizim yüzyılımıza özgüdür ve bu şafakta İngiltere ve Almanya'nın muhteşem pırıltısı vardır. Görkemlerini düşünceye borçludurlar. Uygarlık seviyesini yükseltmek doğalarında vardır; bunun kaynağı bir rastlantı değil, bizzat kendileridir. XIX.yüzyılda yükselmelerinin kökeni Waterloo'ya dayanmaz. Bir zaferden sonra ani bir kalkınmaya sadece barbar topluluklarda rastlanır. Bu durum bir fırtınayla kabarıp gürleyen göğün geçici kibrine benzer. Uygar toplumlar, özellikle yaşadığımız çağda, bir komutanın şansı ya da şanssızlığıyla yükselip alçalmazlar. İnsanlık üzerindeki ağırlıkları bir savaştan çok daha önemli şeylere bağlıdır. Onurları, Tanrı'ya şükür, saygınlıkları, ışıkları, dehâları; kahramanların, fatihlerin, bu şans oyunu meraklılarının savaşların tombalasında çekebilecekleri numaralar değildir. Kaybedilen savaş sıklıkla ilerlemeyi de beraberinde getirir. Zaferler azaldıkça özgürlükler artar. Askerî bando sustuğunda sözü mantık alır. Bu, kaybeden kazanır oyunudur.
Sayfa 409 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor