10 Temmuz 1923’de Ankara istasyonu’ndaki özel kalem binasında fırka nizamnamesini müzakereden sonra gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık.
- Dini ve ahlâkı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar, dediler.
Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla lâtife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen M. Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu izahatı verdi.
- Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya makûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız.Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu surette kalkınma kolay ve çabuk olur.
Kazım Karabekir: Müstemlekeleri islam halkıyla dolu olan bu milletler kendi siyasi çıkarlarına göre Kur’ân’ı dillerine tercüme ettirmişlerdir.İslam dinine ve Arap diline hakkıyla vakıf kimlerlerin bulunamayacağı herhangi bir heyet bu tercümeyi, mesela, Fransızcadan da yapabilir. Fakat bence burada maarif programımızı tesbit etmek için toplanmış bulunan bu yüksek heyetten vicdani olan din bahsinden değil ilim cephesinden istifade hayırlı olur. Kur’ân’ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa milli kalkınmaya hasretmek daha hayırlı olur. M.Kemal Paşa sözlerime karşı hiddetle bütün zamirlerini ortaya attı:
Mustafa Kemal ATATÜRK : Evet Karabekir, Arap Mustafa oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye çevirttireceğim. Ve böylece de okutturacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler.
Sayfa 63 - Mustafa Kemal ATATÜRK VE KAZIM KARABEKİR·Kitabı okudu
Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiç bir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed’in kurduğuna dinin gayesi, bütün manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler.
Kitap güzel lakin gerçekten dil olarak ağır bir kitap. Diğer tarihi kaynaklar ile karşılaştırılarak okunursa daha yararlı olur. Ama genel olarak güzel ve okuması kolay . Herkese tavsiye ederim.