Aşk mecrasının tematik yapısını yöneten birincil sembol öncelikle “tutku” olarak adlandırılır ve tutku, kişinin bir şeye, değiştirilemez ve sorumlu tutulamayacağı bir şeye maruz kaldığı anlamına gelir.
Yazı yazmayı öğrenmek ikinci bir doğum gibiydi. Çalışa çalışa, haykıra haykıra, terleye terleye, kıvranarak, sallanarak, kendi kendimi avutarak. Yazı, başka birine devredilemez bir mülkiyet. Bir özgürlük. İçinde harflerin yaşadığı bir yalnızlık.