Tezer Özlü'nün okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen, okumaya başlamadan önce üzerinde düşünülmesi gereken bir yazar olduğunu biliyordum Lirik Prenses'in.
Üzerine özellikle benim düşünmem gerektiğini kitabın ortalarında fark ettim. Bize geçmişimizde, geçmişe bağlı bugünümüzde ve belki geleceğimizde buruk/kötü hissettiren-hissettirecek; adımlarımızı şekillendiren, hatta bazen şekillenemeyecek adımlarımız, bunun sebebi o hislere bağlı korkularımız. Pazar günlerinden hoşlanmıyor oluşumu, Mart aylarının bana çok uzun gelmesini -bu sebepledir ki ne zaman Mart ayı başlayacak olur, derin bir iç çekerim-, yaşadığım çok güzel bir anın sonlarına doğru içimi kaplayan korkunun, belki de en tuhafı o anın ne kadar mutluluk verici olduğunu üzerinden zaman geçince fark etmemi. Bunlar hep Tezer Özlü bende. Ruhsal olarak okurken tatmin olmamı, bu tarz kötü hissedişleri birilerinin dile getiriyor olması sağladı. Birilerinin bizimle aynı şeylere aynı şeyleri hissetmesinin bir öneminin olmadığını kavradım. "Birilerinin çocukluğu, gençliği insanların geçiştirdiği zaman dilimlerinde farklı etki bırakan an'larla dolu. Bu kadar cesur oluşu, cümlelerini kurarken rahat davranmasına karşın o cümlelerin bu denli etki bırakması... İyi ki tanıştım seninle Sayın Özlü, ölümü bu denli özümsemeye çalışırken, oturduğun antik tiyatro basamağında beklediğin gün doğumu -ve o güneşin Toros üzerindeki betimlediğin renkleri- yaşama isteği uyandırdı.