Şimdiye kadar neden okumadım dediğim, birçok satırında zihnimin yansımasını bulduğum bir kitap.
Aslında mesele ölmek değil.
Mesele, yaşarken gerçekten yaşıyor olup olmadığını fark etmek.
“Bu dünyada hiçbir şey rastlantı sonucu meydana gelmez.” (s.12)
Veronika’nın hikayesi çok basit iki düşünceden doğuyor:
Hayatın tekdüzeliği ve dünyanın düzensizliği karşısında hissedilen çaresizlik.
Ama asıl çarpıcı olan, aslında her gününün aynı olmasının nedeni kendisiydi.
Belki de çoğumuzun yüzleşmek istemediği gerçek tam olarak bu.
Hayatımızın sıradanlığını, tekrarını, sıkışmışlığını dışarıda arıyoruz.
Oysa bazen mesele sadece bizim seçimlerimiz.
“Mantosuz sokağa çıkıp karda yürümek istiyorum, çok çok üşümenin nasıl bir duygu olduğunu öğreneyim, değil mi? Hayatım boyunca hep sıkı sıkı giyinmişim, soğuk almak korkusuyla.” (s.139)
Belki de yaşamak, tam olarak bu…
Üşümeyi göze almak.