“Yanlışlarla dolu, zahmetli ve mutsuz bir hayat yaşamıştım ve bu hayat beni vazgeçmelere yadsımalara götürmüştü, tüm insanların yazgısal burukluğunu içeriyordu, ama zengin bir yaşamdı, mağrur ve zengin, sefalet içinde bile krallara layık. Yıkılıp gidene kadar yürüyeceğim kısa yolda isterse baştan aşağı içler acısı şekilde harcanıp gitsin, soylu bir çekirdeği vardı bu yaşamın, ayrıca soylu bir yüzü vardı ve soylu bir ırktan geliyordu; birkaç kuruş paranın değil, yıldızların peşinde koşan bir yaşamdı.”
“Kuşkusuz; zaten yaşam her zaman korkunçtur. Bizim suçumuz da değildir böyle oluşu, ama yine de sorumlusu bizleriz. İnsan doğuyor, hemen o anda suç yükleniyor üzerine.”
“Bugün biliyordum artık, bir hayvan terbiyecisinin, bir bakanın, bir generalin, aklından zoru olan bir kimsenin beyninde üreteceği hiçbir düşünce ve görüntü yoktu ki ben onu aynı şekilde tüyler ürpertici, aynı şekilde vahşi ve hınzırca, aynı şekilde hoyrat ve aptalca içimde barındırmayayım”
“Hiçbir hayvan yoktur ki, bir ara şaşırsın da ne yapıp edeceğini, nasıl davranacağını bilemesin. Hiçbiri sana yaranmak, kendini sana beğendirmek gibi bir amaç gütmez. TİYATRO NEDİR BİLMEZ HAYVANLAR. NASILSALAR ÖYLEDİRLER. “
“Canavarmış ya da yırtıcı hayvanmış, ne aptalca sözler bunlar! Hayvanları böyle sözlerle nitelemek doğru değil. Öyle, çokluk korkutucu yaratıklardır, ama insanlardan daha dürüsttürler.”