injavawetrust.com/anektod
17 Ocak 2018
İnsanın muhakemesi daima arzularına ve ani temayüllerine esirdir ve dimağ, istediğimiz mantık silsilelerini ve hükümleri imale mahsus bir uşaktır...
Seninle evlenmenin bugünkü güzel ahbaplığımıza bir hayli, hatta tamamen darbe vuracağına eminim, halbuki insan her zaman bir karı bulabilir, fakat nadiren bir dost bulur.
Hele böyle bir dost ...
Niçin ? Peki niçin bütün bunlara göğüs germek ?.. Anladık hayat güzel, hayat tatlı, fakat bu kadar acıları tatlı yapacak neresi var ?
Neşemin sebebi bahar iki gözüm , şu bahar beni deli ediyor, beni büsbütün başka bir insan yapıyor.
Dünyada bana en yakışmayan şey muhakkak ki ihtiyarlık. İçimi dehşetli korku aldı.
Mektuplarımı kirli çoraplarının yanına attığın hakkındaki sözlerin şaka mı yoksa ciddi mi ?
... ben çalışırken el işiyle uğraşan, bana çay pişiren ve kapılardan melek gibi, hayal gibi süzülen kadını hatırladım.
Beni anlayan ve beni seven bir insan nasıl olur da bana iki ay hiçbir şey yazmayabilir ?
Biz seninle kavga da edebiliriz, ama birbirimizi anlayarak.
Biz birbizimizi sıkmaya başlayabiliriz, ama anlaşarak...
Ve en nihayet bir müddet konuşmayabiliriz de... Fakat bunu hiç olmazsa bir kere haber vererek...
Niçin ruhumuzun asla ısınamadığı kalıplarda kalmaya mecburuz ? Bir insana bundan daha büyük işkence olur mu ?
Yaratıldığı işi 'kendi işi'ni bulabilen adam yeryüzünde ne kadar nadirdir. İnsanlar arasında bahtiyar adam ne kadar enderdir...
Çünkü bedbahtlıklarımızın en mühim sebebi budur.