Cahillik ülkelerine bilgi götürüp, savaşın yerine barışı, tutsaklığın yerine özgürlüğü, boş inançların yerine imanı, Cehennem korkusu yerine Cennet umudunu yerleşdirmek emelindeyim.
Bu ona hiç ummadığı bir içini dökme fırsatı veriyordu. İçine kapanık kimseler duygularını, acılarını açıkca konuşmaya, çoğu zaman "içi dışı bir" kişilerden daha çok gereksinme duyarlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de sonunda insandır. Bu gibileri "sessiz deniz" lerine cüretle, iyi niyyetle dalıvermek çoğu zaman, onlara dünyanın en büyük iyiliğini yapmaktır.
Cahil kişilerin RUHLARı gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu RUHLARa, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler.
Gece iyiden iyiye bastırmış, yıldızlar parıl parıldı. Durgun, açık bir gece.Korkunun yoldaşlığına yer vermeyecek kadar dingin bir gece. Tanrının her yerde var olduğunu biliriz;ama O'nun varlığını en çok, yapıtlarını gözlerimizin önünde bütün görkemiyle gördüğümüz zaman duyarız. Gecelerin bulutsuz göklerinde. O'nun yarattığı dünyaların sessiz sedasız dönüp savrulduklarını seyrettikçe Tanrı'nın sonsuzluğunu,sonsuz kudretini, her yerde varoluşunu en açık biçimde algılarız.