Tüm çirkinliklerden ve kötülüklerden arınmış, belli bir düşüncenin içinde sınırlandırılmayan hür bir ruh arkadaşlığını ifade eden bir ruh egemenliğinin hayalini kuruyordu
İyiyi ve kötüyü biliyordu fakat saflık, varoluşun bir öz değeri olarak saflık hiç aklına gelmemişti. Ve şimdi, kızın şahsiyetinde saflığın iyilik ve temizliğin en mükemmel hali olduğunu, bunların bir arada ebedî yaşamı oluşturduğunu kavramıştı
güzel bir ruhun görüntüsünü yakalamıştı; fakat bu ruh ne içinden ışıdığı gözlerden ne de kendisine ifade ve biçim veren bedenden daha güzeldi. Onun bedenini bir et parçası olarak düşünmemişti, bu da onun için yeni bir durumdu; zira tanıdığı kadınlara hep o düşünceyle yaklaşmıştı. Her nasılsa onun bedeni farklıydı. Martin onun vücudunun hastalıklara maruz kalan ve zaafları olan vücutlardan farklı olduğunu düşünüyordu. Onun vücudu ruhunu örten bir kıyafetten öteydi. Ruhunun yayılmasıydı, ilahî varlığının saf ve zarif bir biçimde billurlaşmış haliydi.