Nəsibə Almasova

Tüm yaşamı boyunca aşkın yokluğunu hissetmiş, aşka aç yaşamıştı. Doğası aşkı arzuluyordu. Varlığının yapısal bir ihtiyacıydı aşk. Buna rağmen hep aşksız yaşamış, bu süreçte de katılaşmıştı. Aşka ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti. Şimdi de farkında değildi aslında. Sadece fiilen uygulamasını görmüş; gördükleri karşısında heyecanlanıp bunun güzel, yüce, muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.
Reklam
Bir harita ya da bir pusula olmaksızın bilinmeyen denizlerde sürüklenen bir gemici gibiyim. Artık yönümü bulup doğru rotada ilerlemek istiyorum.
Okuduklarında bir yücelik ve yaşam pırıltısı hissetmişti fakat konuşması yetersizdi. Hissettiklerini dile getirememiş ve kendini karanlık bir gecede, tanımadığı bir gemide, bilmediği bir donanımı el yordamıyla kullanmaya çalışan bir denizciye benzetmişti.
Gerçekten büyük şairlerin her dizesi hakikatin güzelliğiyle bezenmiştir ve insanoğlunun yüce, asil yanlarına seslenir. Büyük şairlerin tek bir dizesinden bile vazgeçmek, dünyayı o dizenin değerinden yoksun bırakmak demektir.”
Burada yaşamaya, uğrunda mücadele etmeye, elde etmeye ve evet, uğrunda ölmeye değecek bir şey vardı. Kitaplarda yazanlar doğruydu
Reklam