Levla Nur Akgöbek

"Arada bir, bu karanlıklardan çıkarak, öğle güneşi ile yanan karşıki tepelere baktıkça, karanlık bir odadan gayet aydınlık bir yere ansızın geçmiş gibi gözlerim kamaşıyor ve hayret içinde kalıyordum. Ne aydınlık! Ne aydınlık! Bütün taşlar, topraklar, boşluklar, camlarla, aynalarla, beyaz madenlerle dolmuş gibi parlıyordu. Fakat bu ışığa çok bakamıyordum, Bu güneş bile gözlerimden içeriye girince, kendimden daha büyük bir karanlık denizine düşmüş gibi derhal sönüyor ve içimin rengini alıyordu."
Sayfa 12·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Şurumun hastalığının üstüne boşaltacağı aydınlıktan kaçmak için ruhumun daha karanlık ve izbe hatlarını kendime atıyor, daha korkunç ve karışık hayallere dalıyordum."
Sayfa 12·Kitabı okudu
"Kırlara çıktım. Şehir bana kendini unutturacak kadar geride kaldı."
Sayfa 12·Kitabı okudu
Kendimi çok sevdiğim an, kendime çok acıdığım an. Beni yalnız bu koruyor: Bu aşk, bu merhamet.
Sayfa 11·Kitabı okudu
"Şehrin gürültüleri de benim aksi istikametime doğru yürüyerek uzaklaşıyorlardı ve sesler, uzaklarda sallanıyorlar, sallanıyorlar ve koparak, parçalanarak şehrin derinliklerine yuvarlanıyorlardı."
Sayfa 11·Kitabı okudu