Yazar ,Kellie Bly ismiyle gazetede yazılar yazmış.Gazetecilik hayatına, kadınların kötü şartlar altında çalıştırılması ve istismar edilmesi gibi yazılarıyla öne çıkmış.Feministliği ve sert yazıları nedeniyle ,eleştiriler almış ve çalıştığı gazeteden ayrılmak zorunda kalmış ve Amerika'dan New York'a temelli dönüş yapmıştır. New York'ta başka bir iş teklifi almış.Kendisinden ,Blackwell Adası' ndaki bir tımarhaneye hasta rolünü oynayıp orada hastalara nasıl davranıldığını ortaya çıkarması istenmiştir.
Bunu yapmaktan biraz korkan ve nasıl yapacağını kestiremeyen Bly bir çok zorlu yollardan geçmiş, uzman doktorların muayenesinden sonra deli olduğu kanısına varılmıştır. Ve yazarımızın zorlu tımarhane yolculuğu başlamış.
İçeri girdiğinde ise beklediğinden daha kötü şartlarla karşı karşıya kalmış .Akıl sağlığı yerinde olmasına rağmen kocaları tarafından yatırılan kadınlarla karşılaşmış. Hastalara yapılan şiddetlere şahit olup kendiside o şiddetlere maruz kalmıştır. Ve on günün sonunda yazarın bu görev için oraya gittiğini ve hiçbir ruhsal probleminin olmadığı açıklanmıştır. Ve şartlar kısmen de olsa daha iyi olmuştur.
"Burnun büyüdü mü İnci? Hani pinokyo'nun ki gibi... Sen anlatmıştın, Pinokyo diye bir kukla varmış. Yalan söyleyince burnu uzuyormuş. Yalan söylersen seninde burnun büyür demiştim bana. Sen de yalan söyledin."Seni bırakıp gitmem. Gidersem seni de götürmeye çalışırım."hatırlıyor musun, öyle söz vermiştin. Ama"Hoşça kal,"bile demeden gitmişsin. Ben uyurken."
"Aslında şiirlerini pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim çok duyduğum bir kitaptı ve benim de büyük anlamlar yüklediğim kitaptı ama beklentilerimi neredeyse hiç karşıladığını söyleyemeyeceğim..."
Sinopta varlıklı bir ailenin çocuğu olan diyojenin babası kuyumcudur bununla beraber banka müdürüdür,sahte para vasar ve bu anlaşılınca sürgün edilirler ve ondan sonra da diyojenin Antik Yunan'da felsefik hayatı başlar...