Dünyada Hamal

Dünyada Hamal
@LeyanFerimah
Allah, insanların önüne iki beyt koymuştur. Biri, maddi beyttir ki o Kabe'dir. Digeri ise manevi beyt olup Rabb'in beyti olan kalptir. Kalp evi, Rabb'in nurundan boş kalınca, maddi beyti ziyaret etmeye iştiyak duyar. Kalp beyti, içinde yerleşenin (Rabbinin) nuru ile mamur olunca, başkası için bir kıble hükmünde olur. Artık bu kalbin Rabbinin nurundan başkasına yönelmeye ihtiyaç olmaz; tam aksine o, kendisini ilahi varidatların ve nurların tavaf ettiği, ilahi marifet, ilim ve sırların her yandan kuşattıgı bir kabe olur. Sonra bu kalp, kainatın kutbu olur; halk her yönden ve mekandan ona akın akın akar gelir. Bu haldeki bir kalp, bütün kainat kendisini tavaf ederken o, maddi kabeyi ziyarete nasıl iştiyak duyar? Allah kendisine rahmet etsin, Hallaç demiştir ki: "Ey O'nu sevdiğim için beni kınayan kimse! Eğer benim O'ndan gördüklerimi sen de görseydin beni kınamazdın! İnsanların haccedecekleri yerleri vardır; benim haccedecegim ise gönlümde yerleşen sevgilidir. Kabe'yi ziyaret edenler, götürdükleri hayvanları kurban ederler; ben ise canımı ve kanımı kurban ederim." (Abdurrahman-ı Fasi), Haşiye'de "Kim oraya girerse emin olur ... " ayetinin tefsirinde demiştir ki: "Aynı şekilde kim, Allah'ın velilerinden bir velinin gönlüne girerse o da azaptan emin olur. Hiç şüphesiz arifin kalbi, Hakk'ı murakabe ve müşahedelerin gerçekleştiği bir harem bölgesidir."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiç şüphesiz hakikat, şeriatın özü ve hulasasıdır. Hakikatle şeriatın misali, ruhla ceset gibidir. Şeriat ceset, hakikat ruh gibidir. Hakikatsiz şeriat, ruhsuz cesettir; şeriatsız hakikat ise cesetsiz ruh gibidir. Biri ancak digeri ile ayakta durmaktadır. Kim şeriat ilmini ögrenir, fakat hakikat ilminden haberi olmazsa o fıska düşer. Kim hakikat ilmine sahip olur, ancak şeriat ilmini bilmezse zındık olur (dinden çıkaracak işler yapar). Kim de ikisini birleştirirse o hakikate erer, kamil olur. İkisinden de uzak kalan kimse ise Allah'ın dininden çıkar, başkasını arar.
Allah insanda, nurani lahuti (gayb Aleminin özelliklerine sahip) ruhu, maddi alemin özelliklerini taşıyan nutfeye (sperme) koydu. Bu iki zıt şey arasında çekişme başladı. Ruh, gayb alemindeki vatanına gitmek için inlemektedir, toprak özelliklerine sahip nutfe ise maddi alemdeki vatanına ulaşmak için can atmaktadır. Kimin ruhaniyeti, maddiyatına galip gelirse o, nefsani hazlardan ve hevadan fani olup ruhanilere karışır, en yüce makamda mukarrebinden (Allah' a yakınlardan) olur, bütün himmetini (düşüncesin) Mevla'sının itaatine ve O'nun nurunu müşahedeye yöneltir. Kimin de toprağa bağlı maddi yönü ruhaniyetine galip gelirse o, Mevla'sını anmaktan uzaklaşıp hayvanlara ve şeytanlara karışır, esfel-i safiline düşer; bütün himmeti nefsani hazları ve hevası olur, hevasını kendine ilah edinir.
55. Allah buyurdu ki: Ey İsa! Seni bizzat kendim kabzedeceğim ve katıma yükselteceğim,... Kuşeyri şöyle demiştir: "Bu ayet (Al-i lmran 55. Ayeti) şuna işaret etmektedir: Allah, kendisine yönelen kuluna şöyle hitap eder: Muhakkak ben seni, senden alıp (nefsini) öldüreceğim, senden kötü sıfatlarını çekip alacağım, seni beşeriyetin düşük sıfatlarından arındırıp yükselteceğim, seni bütün iradenden temizleyeceğim, ta ki bizi, bizim yardımımıza tasdik edinceye ve kendi ihtiyarından hiçbir şey kalmayıncaya kadar. O zaman, sana dostluk ve ihsanımız sürekli olur. Bu sıfatlara sahip olan bir kulun elinde ölüler dirilir. Bütün bunların meydana gelmesi ancak yüce Allah'ın ona verdiği kudretle olur."614
45. Hani bir zaman melekler demişti ki: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor. İsmi, Meryem oğlu İsa Mesih'tir. (Ali İmran Suresi 45. Ayet) Tefsir Cenab-ı Hak buyuruyor ki: "Yine hatırla, hani bir zaman melekler Meryem'e verdikleri müjdede demişti ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor." Buna göre o, Allah'ın "ol" manasındaki kelimesiyle var olup vücut bulan bir çocuktur. Hz. İsa'ya "kelime" denmesinin sebebi, Allah'ın "ol" kelimesinin sırrına mazhar olduğu ve bu sırrı bizzat yaşayıp onunla tasarrufta bulunduğu içindir....... 49. Onu İsrailoğullarına bir elçi yapacak. (İsa, peygamber olarak gönderilince onlara şöyle dedi:) "Size Rabb'inizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o gerçek kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile gözleri kör ve teni alacalı hastalan iyileştiririm ve ölüleri diriltirim. Aynca evlerinizde yedik /erinizi ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm. Eğer inanan kim seler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır." (Ali İmran Suresi 49. Ayet) Hz. lsa, İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilince onlara, "Size Rabb'inizden bir ayet yani mucize getirdim" dedi. Onlar da, "O ne dir?" diye sorunca lsa Aleyhiselam şöyle dedi: "Size çamurdan kuş suretinde bir varlık yapar, sonra ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir." ***Onlara yarasa suretinde bir kuş yapıyordu; çünkü yarasa kuşların en mükemmelidir; onun memesi ve dişleri vardır; hayız görür ve uçar. Bu haliyle o, mucize konusunda son derece mükemmel bir örnekti. İsa Aleyhisselam kuşu yapıp üfleyince insanlar kendisine baktığı sürece uçuyordu; gözden kaybolunca düşüp ölüyordu. Cenabı Hakk'ın fiili ile kulun fiilinin birbirinden ayrılması için böyle oluyordu...... Denildiğine göre Hz. İsa,