Tuğba Leyla Üstün

Tuğba Leyla Üstün
@Leyla4177
6 yaşından beri okuyorum bu yüzden kütüphanelerde evimde gibi hissederim. :) Bana ve bu hesap açılmadan önceki tüm kitap yorumlarıma @catikatikitaplari hesabından ulaşabilirsiniz.
Herkesi babama benzetirdim. Ya da hiç kimse babama benzemezdi. Evimizde yapraklanan bir çınar ağacıydı. Gölgesi yazın serinlik, kışın sıcaklık verirdi. Yanımda olduğu zamanlar iki kat yaşardım. Yüreğimde karıncaların yürüdüğü bir yeni zamandı. Kim birazcık ona benziyorsa gizlice seviyordum. Bütün erkeklere mavilik veren bir gökyüzüydü. Bir gün gelmeyiverdi. Ben inanmadım. Sonraki günler de gelmedi. Ben bir çınarın her yaprağından defalarca düştüm. Annem sustu. Gözbebekleri büyüdü, büyüdü; kirpiklerinden taştı. Konya ovasında öyledir ancak keder, güneşin battığı saatlerde. Birdenbire yalnızdık.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Şiir, insanın yaşama hakkını, bir iç çekiş kadar bile olsa hiçleyen bir gerçekliği, sözcüklerin bütün olanaklarını kullanarak parçalar, sonra da yaşamı onarma ve yüceltme temelinde yepyeni bir gerçeklik kurar. Bu gerçeklik içinde ölüm, elbette reddedilendir. Öfke vardır acıyla, ama düşmanlık değil, sevgi ve barış bu gerçekliğin ışıklı harcıdır. Ülkelerin sınırları ilgilendirmez şiiri. İnsanın ve halkların içdünyası, bireyseltoplumsal farklılıkları şiir ülkesinin sınırlarını oluşturur. Bu yüzden şiirin atlası insanın atlasıdır ve bu atlas bütün bir yeryüzüdür. Akılla duyar rahatsızlığını ama tepkisini duyguyla verir. Aklı duyguya çeviren simyadır. Ne kadar olgunlaşırsa olgunlaşsın, bir çocuk saflığıyla cesurdur. Hiçbir halkı öne çıkarmadığından hiçbir halkı küçümsemez. Sürekli bir çatışmayla var olan yatışmaz bir muhaliftir. Kendi tahtını bile dağıtan bir tanrıdır, hiçbir tanrıya eğilmeyen. Susar gibi göründüğü an, en kesin konuştuğu andır. Herkesin düş gücüne göre çağrışımlar imler. Bu yüzden akıl almaz bir hazinedir, eşiklerinden geçene. Kendini ele verir gibi göründüğü yerde, incelikle geri çekilen bir büyük nazdır. Kesinlik onun alanının dışındadır. Ondan yola çıkılarak bir doğruya varılabilir ama onun doğru olmak gibi bir sorunu yoktur. Duvarları ve çatıları camlardan oluşan bir özge yapıdır, her yanından bin güzellik şakıyan. Başkalarının sözcükleriyle konuşur ama başkalarının söylediklerini söylemez. Sürekli bir yenilik olduğu için herkesin kanıksadığı bir eski gibi ortak bir tanımı yoktur. Binlerce bağımsız parçadan oluşmuş bir kusursuz bütündür. Durduğu yeri, hayata karşı tavrını, derdini ve istediklerini, söylediklerinden çok gizledikleriyle duyurur bize. En yüksek sesle konuştuğunda bile inceliği elden bırakmaz. Aşkın, acının ve başkaldırının ilk ve en güzel
“Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele, acısı ve ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan, yüreğini göğüskafesinde yapayalnız taşıyor’”
Benim en iyi dostum gece ışıklarıdır. Ben buradan bakarım bir sır gibi kapanan geceye. Susmayı ne kadar seviyorsam o kadar severim ışıklara bakmayı. Tüm lambalarımı söndürür bir sitem gibi otururum