Ama gün boyunca, ister sabah saat on, ister öğleden sonra üç
olsun, hepimiz, gündelik düzenin, düzen güçlerinin köleleriyiz. Bizi ayakta tutan, zamanın geçmesi ve
gecenin sunduğu kurtuluş umududur.
Kişinin istediği saatte yatma hakkını destekleyen, bu özgürlüğe onay veren hiçbir
kurum tanımıyorum. ...Düzen ve baskı güçlerinin doğal yapısı, her zaman belirli bir uyku saatini zorunlu kılar. Bu belirli saatin erken bir saat olması da yine onların doğal yapısından kaynaklanır.
Çünkü benim dünyamda yaşayan ve benim durumuma düşen Türk erkeklerinin çoğu gibi ben de, delice aşık olduğum kadının aklından neler geçirdiğini, onun hayallerinin ne olduğunu anlamak yerine onun hakkında hayaller kuruyordum yalnızca.