Bir şehir vardı, rüzgar kömür karası,
benim kalbim orada bir pencere açtı sabaha.
Aşk geldi sessiz, dokunsam uçar gibi,
ama yine dokundum,
yüreğim bir uçurumun kenarında titredi.
Umutsuzluk göğsümde ağır bir taş,
her nefes bir yanardağ,
her suskunluk bir deniz fırtınası.
Ölüm, uzak bir arkadaş;
gelmeyecekmiş gibi durur,
ama hep arkanda yürür sessizce.
Yarıda kalmışlık,
bütün hayatımın tek cümlesi;
başlamış ama bitmemiş bir şarkı,
düşlerimde asılı bir kelebek.
Şiir, nefes aldığımız her anın bahanesi;
acı kalemi, aşk mürekkebi,
ve her ölümsüz dize bir yaşam işareti.
Ve ben hâlâ bekliyorum,
bir el uzansa, çözecekmiş gibi tüm karmaşık dünyayı;
ama el yok, sadece ben ve yankım var…
Rüzgâr taşır geçmişin gölgelerini,
her köşe, her taş, her sokak