Elimde Çiğdem Gündeş'in kaleme aldığı, Mayısu Demirağ'ın o büyüleyici çizimleriyle hayat bulan "Göl Çiçekleri" var. Daha kapağına bakar bakmaz içimi bir sıcaklık kapladı; o canlı renkler, doğanın içinden fırlamış gibi duran kız çocuğu ve tabii ki adında saklı o gizem... "Göl Çiçekleri" isminin kendisi bile merak uyandırmaya yetiyor. Tudem Yayınları'ndan çıkmış olması da zaten çocuk edebiyatında kalitesini kanıtlamış bir yayınevinin eseri olduğunu gösteriyor.
Kitabı ilk elime aldığımda hissettiğim şey, beni masalsı bir dünyaya götüreceğiydi. Kapakta gördüğüm o küçük kızın, elindeki sepetle doğanın içinde koşuşturması, adeta "Hadi gel, benimle bu maceraya ortak ol!" der gibiydi. Gözümden kaçmayan bir detay da arka plandaki göl ve etrafındaki çiçekler oldu. Sanırım bu kitap, doğanın o eşsiz güzelliklerini çocuk gözünden bizlere sunacak, diye düşündüm.
Bu kitabı okurken hissettiğim en yoğun duygu, kesinlikle doğaya olan özlem oldu. Sanırım yazar ve çizer, bizleri şehrin gürültüsünden alıp yemyeşil bir göl kenarına ışınlamayı başarmışlar. Kitaptaki ana karakterin doğayla kurduğu bağ, o merak dolu adımları ve çiçeklere olan ilgisi, eminim her çocuğun içinde var olan keşfetme arzusunu tetikleyecektir. Belki de bu kitapla birlikte pek çok minik okuyucu, kendi çevrelerindeki bitkileri, çiçekleri daha yakından tanımaya başlayacak, minik keşiflere atılacaklar.
"Göl Çiçekleri", sadece bir hikaye anlatmıyor; aynı zamanda çocuklara doğayı sevdirmenin, korumanın ve onunla uyum içinde yaşamanın inceliklerini fısıldıyor. Mayısu Demirağ'ın resimleri, hikayenin büyülü atmosferini öyle güzel yansıtıyor ki, her sayfayı çevirdiğimde kendimi o gölün kenarında hissettim. Renklerin uyumu, karakterlerin ifadeleri ve doğanın detayları, kitabın sayfalarını adeta bir sanat galerisine