Gerçeklik algınızı değiştirecek hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak harika bir fantastik kurgu: Sis Hırsızı.
Kitap hakkındaki görüşlerimden bahsetmeden önce konusu hakkında fikir edinebilmeniz için arka kapak yazısından derlediğim bir yazıyla başlamak istiyorum:
Ünlü yazar Antonio M. Fonte bir gün binlerce hayran mektubu arasından birini görmezden gelemez: On beş yıl öncesinin tarihini taşıyan bu mektubun göndereni kendisi, alıcısı ise tanımadığı bir kadındır. Satır aralarında kaybettiği anılarına ve bir adamı öldürdüğüne dair ipuçları olsa da Antonio hiçbirini hatırlayamaz... Bir akşam Napoli sokaklarında kaybolur. Kaybettiği anılarına ulaşmak ve gizemli mektubun bilmecesini çözebilmek için işe buradan başlaması gerektiğini anlar. Ancak burası sadece başlangıçtır: Akıl almaz gizemler, şekil değiştiren şehirler, gözyaşından denizler, sisten ve gölgelerden müteşekkil adamlar, sayısız kayıp anı ve her adımda biraz daha uzağa savrulan bir aşk kendisini beklemektedir.
Kitap hakkında kendi görüşlerime gelecek olursak... Fantastik kitapları okumayı çok severim. Özellikle yazar oluşturduğu büyülü evreni okuyucuya güzel bir şekilde aktarabildiyse. Bu kitapta yazarımız büyülü evrenin sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkartarak kolayca alışabilmemizi sağlamış. Evrenin özellikleri kurguyu güçlendirici nitelikte olmuş. Hazır evrenin özelliklerinden bahsetmişken kitabın Gece Yarısı Kütüphanesi ile benzerliğine de dikkat çekmek istiyorum. Kitabı okurken bu iki kitabın bir çok yönden benzerliği sürekli aklımdaydı. Bu yüzden Gece Yarısı Kütüphanesini okuyup sevdiyseniz bu kitaba da bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Tekrar kitabımızda dönecek olursak... Beni heyecan duygusunda tutan bir kurgusu vardı. Kitap ileriki sayfalarda ne olacağını merak etmenizi sağlıyor. Karakterler ve