ALAMUT I WLADIMIR BARTOL I KİTAP TETKİTİ
Hasan Bin Ali Bin Muhammed Bin Cafer Bin Hüseyin Bin Sabbah El Hamari. Cehennemden gelen hayalperest. Zalim. Cani. Oğul katili . Cennet anahtarının sahibesi. Peygamber. Yüce Efendi. Seyduna. .
Peki kimdir bu adam ? Günümüzde yaşasa nasıl biri olurdu? Binlerce insanı peşine takıp, gerçek dini öğreten İsmaili davasının yüce savunucusu mu yoksa sorgulamayan zihinleri inaç ve cennet vaad ederek peşinden sürükleyerek Selçuklu İmparatorluğunu Arşimed’in deyimiyle doğru noktadan sallayan ve tarih çizgisinin yolundan saptıran kişi mi? Bu konuda çeşitli masallar ve efsaneler mevcut fakat bizim kitapta gördüğümüz gerçek Hasan bambaşka biri. Kitabı bir sanat eseriyle benzeştirmiş olsaydım Mona Lisa tablosu bunun için biçilmiş kaftan olurdu. Çünkü herkesin kitaptan aldığı dersler, öğrendiği metotlar birbirinden o kadar farklı ki. (diğer kitaplara nazaran) Velakin herkesin ortak paydada buluştuğu tek bir nokta var. O da Seydun ’nın müthiş zeka kabiliyeti. Bu kabiliyet kimi zaman insanlara korku salarken çoğu zaman onları sezinlemeden yönetiyordu.
Kitaba 1092’nin ilkbaharında Halime adlı köle pazarından alınmış nereye gittiğini , kimlerle olduğunu bilmeyen, farklı diyarlara kucak açan bir bakirenin gözünden bu diyara adım atıyoruz. Halime kitabın devamında masumluğu simgeleyen bir karakter olarak okuyoruz. Daha sonra Tahir’in torunu Avni’nin gözüyle İsmaili davası için Alamut’a yani Kartal yuvasına toy bir delikanlıyken adım atıyoruz. Halime’yle dansı, aşk sanatını, erkekleri bulunduğu yerin en küçük gözdesi olarak öğrenirken, İbni Tahir ile iradenin gücünü, askeriyedeki itaatin önemini, kelimelerin