Dozunda alınan sakinleştirici gibi, belli bir miktarda hayal kurmak da faydalıdır. Zihnin ve emeğin bazen şiddetli olan ağrılarını dindirir ve saf düşüncelerin sert çıkıntılarını törpüleyen, sağda solda eksiklikleri ve aralıkları dolduran, dağınıklıkları birbirlerine bağlayan hafif ve serin bir buğunun ortaya çıkmasına neden olur. Ama fazla hayal insanı sular altında bırakır, boğar. Düşüncelerinin yerini tamamıyla hayaller almış zihin emekçisinin vay haline! İşin içinden kolayca sıyrılacağını sanır ve her seferinde hep aynı şeyi söyler. Yanılgı!
Düşünce zihnin, hayal hazzın ürünüdür. Düşüncenin yerine hayali koymak yemeğe zehir katmaya benzer.
Cosette bilinçsizce sevdiği kadar tutkuyla da seviyordu. Bunun iyi mi kötü mü, yararlı mı zararlı mı, zorunlu mu tehlikeli mi, ebedi mi geçici mi, mübah mı yasaklanmış mı olduğunu bilmiyor, sadece seviyordu. Ona "Uyumuyor mu- sunuz? Ama bu yasak! Yemek yemiyor musunuz? Ama bu çok kötü! Sıkıntınız ve çarpıntınız mı var? Ama işler kötüye gidiyor! Yeşil bir yolun sonunda siyahlar giymiş bir yaratık belirdiğinde kızarıyor musunuz? Ama bu çok iğrenç!" denseydi şaşakalıp ne olduğunu anlamayacak ve "Çaresiz kaldığım ve hakkında hiçbir şey bilmediğim bir konuda nasıl suçlu olabilirim?" diye yanıtlayacaktı.