Platon'un; bazı başarısızlıklarla karşılaşıp hayatının tehlikeye girdiği bir Sicilya gezisinin olduğunu, bu seyehatinden dönüşünde savaş ortamından dolayı Aigina'da esir alınarak köle pazarında satışa çıkarıldığını, tesadüf eseri orada bulunan birkaç dostunun gerekli fidyeyi ödeyerek onu özgürlüğüne kavuşturduklarını, daha sonra mevzubahis fidye parasını dostlarına geri ödemek istediğini, dostlarının bu parayı kabul etmediğini, kabul edilmeyen bu para ile bir bahçe alarak oraya Akademi'yi kurduğunu öğrenmiş oldum. Bu bilgi bende gizli kalmış bir kütüphanenin canlı yayında keşfi heyecanını verdi. Demek ki Platon'u Platon yapan birkaç dostmuş. Onun kadar şanslı mıyız?
Kitabı okumaya başladığımda çoğu film veya diziden (Kurtlar Vadisi, Lucy, 300 Spartalı, Kır Zincirlerini, Matrix, Yüzüklerin Efendisi ...) farklı sahneler zihnimde canlandı. Çünkü gerek karakterlerin orijinalliği gerekse olayların harika bir hayal gücü ile bağlantılı hâli bir girdap gibi okuyucuyu hissettirmeden içine alabiliyor. Sorgulayıcı veya eleştirel bilinçle kapsayıcı bir dünya ile körü körüne bağımlılık hastalığına kapılmış diğer dünyanın aslında insan tabiatında aynı anda ve yan yana olduğunu kare kare anlatıyor bize. Hangisinde karar kılacağımız ise bizim yaradılış gayemiz olsa gerek.