Vielleicht lief nicht alles gut, aber nichts hat mich von meinem Weg abgebracht.
İstanbul Üni. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi
Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Alman dili...
Biz yaşamak isteyen canlı kişiler, görünüşte her şeye gücü yeten insanlar olmamıza rağmen gitgide güçsüzleşiyoruz.
Kontrol ettiğimize inanıyoruz, ne var ki biz kontrol ediliyoruz; bir zorba tarafından değil, şeyler tarafından, koşullar tarafından.
İradesi ya da amaa olmayan insanlar olup çıkıyoruz. İlerlerlemeden ve gelecekten söz ediyoruz, oysaki gerçekte hiç kimse
nereye gittiğini bilmiyor, hiç kimse gidişatın nereye doğru olduğunu söylemiyor ve hiç kimsenin bir ereği yok.
On dokuzuncu yüzyılda, "Tanrı öldü", denilebilirdi. Yirminci yüzyılda ise insanın öldüğünü söylemek gerekir.
Günümüzde şu özdeyiş kulağa doğru geliyor: "İnsan öldü, yaşasın nesne!"
Modem insanın gerçeklik algısı, "Kral Çıplak" masalındaki insanlarınkinden temelli
farklıdır. Gerçekte kral çıplaktır, ama küçük oğlan dışındaki herkes harika giysiler gördüğüne inanmaktadır. Herkes, kralın harika giysilerinin olması gerektiğine başından beri
inandırılmıştır (bu yüzden, kendi algısını -kralı çıplak gördüğünü- reddeder ve uydurma bir kral imgesini benimser).
Bu olgu, yani kral çıplak olduğu halde onun giysilerini görme olgusu, binlerce yıldan beri varlığını korumuştur.
En ahmak insanların bile yetkili makamlara gelebilmelerinin nedeni budur.
Hegel'e ve Marx'a göre, "yabancılaşma", kişinin kendisini kaybetmesi ve artık kendisini etkinliklerinin merkezi olarak
algılamaz olması anlamına gelir.
Kişi pek çok şeye sahiptir ve pek çok şey kullanır, ama kendisi azdır: "Ne denli az olursanız, yaşamınızı ne denli az ifade ederseniz.
Ne denli çok sahip olursanız, yabanlaşmış yaşamınız o denli büyür ve yabanlaşmış
varlığınızı o denli fazla korursunuz." Kişi yalnızca az olmakla
kalmaz, bir hiçtir de; çünkü kendisinin yaratmış olduğu
şeylerin ve koşulların egemenliği altındadır.
Büyücünün yamağı Golem gibidir.
( Golem, Yahudi folkloründe topraktan veya kilden yapılan, canlandırılmış bir varlıktır. Golemler genellikle söz verilen görevleri sorgusuz yerine getirirler, kendi iradeleri yoktur.)
Modem insanın muzdarip olduğu hastalık, yabancılaşma hastalığıdır. Yabancılaşma
kavramı onlarca yıl boyunca unutulup gitmişti, ama
son zamanlarda yeniden popülerlik kazandı. Bu kavramı bir
zamanlar Hegel ve Marx kullanmış ve esasen varoluşçuluk
felsefesinin, modem toplumda insanın artan yabancılaşmasına
karşı bir başkaldırı olduğu haklı olarak söylenebilir.
Eğer sermaye yatırımı iyi yaparsa, o zaman başarılı olur. Eğer yaşamını kötü yatırımlarda
kullanırsa, o zaman da başarısız olur. İnsan böylece bir şey, bir nesne haline gelir.