Life…

Life…
@Life_History
Hasta la victoria siempre İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Psikoloji Felsefe Sosyoloji Almanca
Astsubay
Yüksek Lisans
Ankara Çankaya
Ankara, 11 Mart 1900
427 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 13:07
Ne kadar okursam okuyayım genelde hep aynı noktaya geliyorum aslında. Hep bir arayış insanın içinde yüreğinde eksik olan bir şeyler ve bu arayış yaş ilerledikçe insan olgunlaştıkça artarak devam ediyor. Hayat bana şunu öğretti, insan gerçekten yalnız kaldığında başlar kendini anlamaya. Hayy gibi, dışarıdan hiçbir ses olmadan, sadece aklımla ve kalbimle yürüdüğümde fark ettim hakikat aslında hep insanın içinde, arayışta bu yönde. Öğrenmek, birilerinden duymak değil; görmek, sorgulamak ve hissetmektir.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,211 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·50 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 23:20
Mecburiyet, Stefan Zweig’ın insan psikolojisini en çıplak hâliyle ortaya koyduğu eserlerinden biri. Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, savaşın cephede değil insanın içinde yaşandığını fark etmem oldu. Ferdinand’ın yaşadığı vicdan çatışması, aslında her insanın hayatında karşılaştığı “itaat mi, özgür irade mi?” sorusunun bir yansıması. Zweig, karakterin korkusunu, kararsızlığını ve iç hesaplaşmasını öyle derin anlatıyor ki, kendimi zaman zaman onun yerinde buldum. Bence eserin en güçlü yönü, mecburiyet kavramını sadece siyasi bir zorunluluk olarak değil, psikolojik bir baskı olarak işlemesi. Ferdinand’ın verdiği karar, bir tercihten çok ruhsal bir teslimiyet gibi. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: İnsan bazen dış dünyaya değil, kendi korkularına yenilir. Zweig, sade ama yoğun anlatımıyla beni uzun süre etkisi altında bırakan bir iç çözümleme sunuyor.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 16:34
Cemal Süreya’nın Onüç Günün Mektupları kitabını okurken, kelimelerin içime nasıl işlediğini hissettim. Her mektup bir duygu patlaması gibi, bana aşkın sadece bir duygu olmadığını, zaman, mekân ve beklentiyle şekillendiğini gösterdi. Cemal Süreya’nın dili hem akıcı hem derin; “Aşk eskidikçe aşktır, sevgi eskidikçe sevgi” cümlesi içimde yankılandı. Her mektup, kalbime dokundu ve sevgiyi daha dikkatle hissetmemi sağladı. Bu yüzden bu kitap, aşkı hissetmek ve anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez.
On Üç Günün MektuplarıCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 20175,6bin okunma
9/10
·157 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 20:43
Kitap Attilâ İlhan’ın aşkı romantik bir sığınak olarak değil, insanın kendi iç çelişkileriyle yüzleştiği bir alan olarak ele aldığı metinlerden oluşuyor. Kitapta ilişkiler, “doğru” ya da “yanlış” insanlar üzerinden değil; bireyin sevilme arzusu, beklentileri ve kendine kurduğu hikâyeler üzerinden sorgulanıyor ve aşkın çoğu zaman bir karşılaşmadan ziyade bir yanılgı olduğunu ima edilirken, modern insanın yalnızlığını iki kişilik ilişkiler içinde bile derinleştirdiğini gösterir. Bu yönüyle eser, duygusal bir anlatıdan çok, psikolojik ve toplumsal bir çözümleme niteliği taşır. Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta, kadın ve erkek kimliklerinin toplumsal rollerle nasıl biçimlendirildiği ve Attilâ İlhan'ın erkeklerin bastırılmış kırılganlıklarını ve kadınlara yüklenen beklentileri eleştirerek, ilişkilerdeki çatışmanın kaynağını bireysel zaaflardan çok kültürel kabullerde arar ve kesinlikle kitap, okuru kendi aşk deneyimlerini sorgulamaya davet eder; “yanlış” ilişkilerin neden tekrarlandığını, insanın neden acı veren bağlarda ısrar ettiğini düşündürür.
Yanlış Kadınlar Yanlış ErkeklerAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2004110 okunma
9/10
·336 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 21:47
Bu kitap, peygamber kıssalarını sadece inanç merkezli bir anlatı olarak değil, Antik Mısır tarihi ve arkeolojik verilerle birlikte okumaya anlamaya ve anlatmaya çalışıyor diyebilirim. Yazar, Hz. İdris, Hz. Yusuf ve Hz. Musa üzerinden bilgi, iktidar ve kutsallık kavramlarını yeniden düşünmeye ve tabiki insanları sorgulamaya yönlendiriyor. Metin boyunca kesin hükümlerden çok sorular öne planda. Özellikle Hz. Yusuf bölümünde ahlak ile iktidarın ilişkisi, Hz. Musa anlatısında ise inanç ile baskı arasındaki gerilim benim bakış açımdan dikkat çekici oldu. Mucizelerden ziyade, sistemlerin insan üzerindeki etkisi anlatılıyor. Antik Mısır’ın Peygamberleri, hazır cevap arayanlar için değil, kesinlikle okuduktan sonra zihninde sorular kalanlar için yazılmış bir kitap diyebilirim.
Antik Mısır’ın PeygamberleriBülent Şahin Erdeğer · Timaş Yayınları · 2024203 okunma