Life…

Life…
@Life_History
Hasta la victoria siempre İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Psikoloji Felsefe Sosyoloji Almanca
Astsubay
Yüksek Lisans
Ankara Çankaya
Ankara, 11 Mart 1900
427 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Sünnî Müslüman inancında Peygamber’in hayatında vahyin kesildiği bir zaman vardır ve bu tarihi bir vakıadır. Peygamber, tebliğinin artık bittiğini ve dinin tamam olduğunu bildirmiştir. Şu hâlde Allah’ın “içimizden biri” vasıtasıyla hakikatini bize bildirmesinin belli bir sonu vardır. Bundan sonra Cenâb-ı Hak’la rabıta kurup “doğuş”lar almak, doğru olsa bile, yalnızca kendi ferdî imanını pekiştirmek anlamına gelir. Kısacası, Allah ile başkalarını zorunlu kılacak bir münasebet yalnızca peygamberlere mahsustur.
Musa o kadar istediği hâlde Allah ona görünmemiş, yalnız tecellisinin bir neticesini göstermiştir. Nihayet, Hazret-i Muhammed’e gelen tebliğ de Cebrâil vasıtasıyla olmuştur. Şu hâlde sünnî Müslüman için dinin aslı peygamberdir; bir bakıma o olmadan Allah da yoktur. Fakat sûfî, ilhamla hareket ettiği iddiasındadır; onun “ilham” dediği şey, peygambere gelen vahiyle aynı mahiyettedir; yalnızca peygambere gelene vahiy, velîye gelene ilham denmektedir. Peygamber bu vahyi (ilhamı) velî sıfatıyla alır; ona peygamberlik sıfatını kazandıran şey, aldığı ilhamı halka bildirmekle görevli bulunmasıdır. Velînin böyle bir görevi yoktur. Şu hâlde sünnî Müslüman’ın Allah’ı ve onun şeriatını anlayabilmesi için Peygamber’e olan mutlak ihtiyacı, sûfîler için söz konusu değildir.
Hayatla ölümü tam bir kutuplaşma hâlinde düşünen Batılı, bu düşünceye çok yabancı olduğu için, ölülerimizin niçin bu kadar canlılarımızla yan yana bulunduğuna hayret eder.
Dünyada herkes yaptığını yapacak, sonra ahirette Allah herkese yaptığına göre ceza veya mükâfat verecekti. Hâlbuki sûfinin mantığı, aradaki duvarı kaldırarak yavaş yavaş dünya ile ahireti, görünen âlem ile görünmeyeni birleştirdi. Öbür dünyaya ait ne varsa buraya getirilmişti; Allah’ın müşahedesinden azap ve mükâfata kadar ne varsa hepsi bu dünyada da mümkündü.
Tanrı her an yanı başımızda, her an bizimle meşguldür.