Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Kırkına geliyordu, fakat ne bir yere ulaşacakmış gibi ne de bir şekilde
bir ilerleme kaydediyormuş gibi hissediyor ve ara ara tüm bu günler ne için diye düşünmeden edemiyordu.
Tüm bunlar ne içindi? Furlong merak ediyordu. Çalışıp durmak ve boyuna kaygılanmak. Kör karanlıkta uyanıp
depoya gitmek, teslimata çıkmak, gün boyu oradan oraya koşturup durmak, karanlıkta eve dönüp ellerinin karasını temizlemeye uğraşmak, masaya oturup yemeğini yemek
ve sonra yine aynı şeyin bir benzerini yaşamak üzere bir kez daha karanlıkta uyanmadan önce sızıp kalmak. Hiçbir
şey değişmeyecek, hiçbir zaman başka bir şey, yeni bir şey yaşanmayacak olabilir miydi?
Her zaman böyle diye düşündü Furlong; bir saniye ara vermeksizin, hemen yapılacak bir sonraki işe geçiyorlardı hep. Olup bitenler üzerine düşünüp kafa yoracak zamanları olsaydı, diye düşündü, hayat nasıl olurdu acaba? Farklı bir hayatları mı olurdu, üç aşağı beş yukarı aynı mı; yoksa
sadece yollarını kaybetmekle mi kalırlardı?