Elif

Elif
Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım. İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır. Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
İki birden iyidir. Çünkü emeklerinin mükafatlarını iyi görürler. Çünkü birisi düşerse, öteki onu kaldırır. Yazık, o kimselere ki, yapayalnızdırlar ve düştükleri zaman yardımlarına gelecek kimseleri yoktur.
Sayfa 499 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
İyi bir ders oluyor bana. Her gün, her zaman , aynı şeyi öğreniyorum. Bir derdin varsa, canın yanıyorsa, bir şeye muhtaçsan fukaraya başvur. Sana yalnız onlar yardım eder… Yalnız fukaralar..
Sayfa 450 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Portakal yığınlarının ilaçlı çamur içinde gittikçe çöküşünü seyrediyorlar; insanların bakışlarında bir şaşkınlık var ve açların gözlerinde de artan bir kızgınlık, bir gazap... Halkın ruhunda büyüyen gazap üzümleri olgunlaşıp ağırlaşıyor ve bağbozumunu hazırlıyordu.
Sayfa 418 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bazı şeyler hiç değişmiyor maalesef
Kahveyi gemilerde yakıt olarak kullanın. Isınmak istiyorsanız mısır yakın, çok ısıtır. Derelere patates boşaltın, aç halkın patatesleri balık gibi tutmaması için derelerin kenarına adamlar koyun. Domuzları öldürün, gömün; dünyanın üzerine pis bir koku çöksün. Kanunun suç saymadığı bir cinayet bu. Gözyaşlarıyla belirtilemeyecek bir keder. Bütün başarısızlıklarımızı hiçe indiren tam bir iflas. Bereketli toprak, dümdüz ağaç dizileri, güçlü ağaç gövdeleri ve olgun meyveler... Ve pellagra hastalığına yakalanan çocuklar ölecek. Çünkü portakal, kâr getirmiyor. Belediye doktorları gömme kâğıtlarını dolduradursunlar... "Yetersiz beslenmeden ölmüştür," diye... Ama gıdanın çürümesi, çürütülmesi gerek.
Sayfa 418 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor
Asma köklerinin, ağaç köklerinin yarattığı ürünler, fiyatları düşürmemek için yok edilecek. Ve işte bu hepsinden acı, hepsinden berbat... Kamyonlar dolusu portakal yere dökülüyor. Halk mey- veleri toplamak için kilometrelerce uzaklardan geliyor. Ama halk, portakalları toplarsa, sonra nasıl gider de düzinesi yirmi sente portakal alır? Ve adamlar portakalların üzerine hortumlarla gaz fışkırtıyor. Yaptıkları bu cinayete ve meyveleri toplamaya gelen halka kızıyorlar. Milyonlarca insan aç, halka meyve lazım... Dağlar gibi yükselen sapsarı yığınlara gaz püskürtülüyor. Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor.
Sayfa 418 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam