Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Cehalet bütün kötülüklerin temeliydi. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, zalimlik
aklınıza ne gelirse cehaletin üzerinde yükseliyordu. Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın otantik bir kimligiymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir
suça dönüşmüştü, cahillik ise artık milli kimligimiz olarak allışlanıyordu. Bu da hayatı öldürüyordu işte. Yaşamanın manasmınk elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin,
arkadaşlığım, aşkım, sevginin, hepsinin içini boşaltıyordu. Alıştığımız dünya, alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımız arasından. İşin
kötüsü herkes, hepimiz şikayetçi olmamıza rağmen elimizden hiçbir şey gelmiyordu.
Belki eskiden de berbat bir yerdi dünya,
belki eskiden de bu kadar bencil, bu kadar acımasız, bu kadar aptal, bu kadar cahildi insanlar ama bu kadar cüretkar değillerdi. inanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı, vicdanlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli olmak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakar olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık
barbarlık dönemine geri doönmüştü.
"Liyakat kaybolunca teşkilata sadakat kayboluyor. Teşkilata sadakat kaybolunca yasaya sadakat de kayboluyor. Yasaya sadakat kaybolunca ülkeye sadakat de bitiyor. Olan bu Baki kardeşim.Liyakatin yerini
adam kayırmacılık, siyasi ya da şahsi menfaat alınca işler rayından çıkıyor ... "