En çok kapı dinleyen insanlardan nefret ederim. İnsanın hırsız olması için başkasına ait bir eşyayı çalması gerekmez; başkasına ait sırları çalmak da hırsızlıktır. Hem de hırsızlığın en bayağısıdır.
1967’de Meydan’ı Ekbez’de rastladığım ihtiyar Suriyelilerin sızlanan sorusu hatırıma geliyor: “ Nerdaaa, Osmanlı nerdaa?” Emperyalist ve nostaljik sloganlar atmak niyetinde değilim,sadece durumu tasvir etmek istiyorum. Şimdi Basra, Mithat paşa’nın eserlerle donattığı bu bölge,tekrar mendebur bir kuvvetin bombalarına maruz kalıyor. Bütün sorun dört asırlık dengeli bir hakimiyetin üç ay içinde yıkılmasından ileri geliyor. Nasıl düzeleceğini bilen varsa beri gelsin.
Ürdün’e geçtik.Fakir ama güzel bir ülkeydi.O zaman Kudüs ve Şeria Vadisi Ürdün ‘ün elindeydi. Her şeyiyle Orta çağ yaşanıyordu. Hayatımda Akdeniz medeniyetinin tarihini bu kadar rahat kokladığımı hatırlamıyorum. Ne o Kudüs kaldı, ne o Amman, ne de o Beyrut ve Şam. Kalan şudur; devlet adamı kıtlığı, üretim düşkünlüğü ve yurttaşlık bilincinin eksikliği.